Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi I - Sorularla Öğrenelim

Ünite 1

Soru: Osmanlı devlet adamlarının ve düşünürlerini devlet ve toplum üzerinde düşünmeye iten sebepler nelerdir?

Cevap: Ekonomik krizle birlikte sosyo-ekonomik yapının altüst olması, yaşanan siyasi krizler, ulema ve askeri sınıfların yarattığı egemenlik zayıflatıcı faaliyetleri, çocuk yaşta tahta çıkışlar, askerlikle ilgisi olmayanların askere alınması, tımar sisteminin bozulması, ticaretteki değişimlerin yarattığı kayıplar, rüşvet ve yolsuzluk olaylarının artması.


Soru: Katip Çelebi’nin en önemli eseri nedir?

Cevap: Katip Çelebi’nin en önemli eseri Cihannüma’dır.


Soru: Mühendishane-i Berri Hümayun hakkında bilgi veriniz?

Cevap: III. Selim devrinde yeniden yapılanmanın (Nizâm-ı Cedîd) en önemli kurumlarından biri olarak 1795’te Hasköy’de açılmıştır. 1775’te kurulan Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun’dan sonra imparatorluğun ikinci mühendishanesidir. İlk dönemiyle ilgili belgelerde Fünûn-i Harbiyye Tâlimhânesi, Mekteb-i Fünûn-i Harbiyye veya Mühendishâne-i Sultânî gibi isimlerle, ardından da Mühendishâne-i Berr-i Hümâyun olarak anılmıştır.


Doğu Sorunu

Soru: Şark/Doğu Meselesi ne anlama gelmektedir?

Cevap: Avrupa tarihi içinde önemli bir yer tutan ve “Türklerin Avrupa’dan atılması” şeklinde tanımlanabilen Şark meselesi yabancı dillerde yerleşmiş bir terim olarak (Die Orientalische Frage, Vostoènyj vopros, La question d’orient, The Eastern Question) geniş çağrışımlar oluşturur. Bunu 19. yüzyıldaki Osmanlı zayıflamasının neticesinde “topraklarının paylaşılması” anlamında bir miras kavgası olarak da nitelendirmek mümkündür.


Soru: Rusya’nın Osmanlı Devleti üzerindeki emelleri nelerdir?

Cevap: Rusya, Çar I. Petro Dönemi’nde gerçekleştirdiği siyasi ve ekonomik atılımlarla Avrupa’nın büyük devletleri arasına girdi. “Boğazları ele geçirme ve sıcak denizlere (Akdeniz ve Hint Okyanusu’na) inme” biçiminde özetlenebilecek uzun süreçli bir dış politikayı hedefledi. Bunun için Karadeniz’de egemenlik kurmaya çalıştı. Kırım Savaşı öncesinde “Hasta Adam” olarak nitelendirdiği Osmanlı Devleti’nin mirasını paylaşma konusunda Avrupalı devletlere önerilerde bulundu (1853). Rusya, etnik ve dinî bağı bulunan Balkanlı Slav-Ortodoks milletlerini Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklandırdı. Ruslar, Berlin Antlaşması’nda (1878), Ermeni sorununu uluslararası bir sorun olarak gündeme getirdi ve Ermeni isyanlarını destekleyen ülkelerin başında yer aldı. I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ne karşı savaştı.


Soru: 1882’de Almanya, İtalya ve Avusturya-Macaristan arasında oluşturulan Üçlü İttifak ile ilgili neler söylenebilir?

Cevap: 1882’de Almanya, İtalya ve Avusturya-Macaristan arasında Üçlü İttifak antlaşması imzalandı. Üçlü İttifak İtalya’nın teşebbüsü ile gerçekleşmiştir. Fransa’nın Cezayir’den sonra ani bir hamle ile Osmanlı himayesinde olan Tunus’u da işgal etmesi Kuzey Afrika’da sömürge arayışı içinde olan İtalya’yı rahatsız etmiştir. Bir yandan Fransa korkusu diğer yandan da sömürgecilik yapabilmesi için sırtını Almanya gibi büyük bir devlete dayama zorunluluğu, İtalya’yı Almanya ile ittifak istemeye yöneltti. 1882 Mayıs’ında imzalanan Üçlü İttifak bir savunma ittifakıdır. Buna göre üç devletten birine bir Avrupa devleti saldıracak olursa diğer ikisi saldırıya uğrayan tarafa bütün güçleriyle yardım edecektir.


Soru: İngiltere-Rusya ve Fransa arasında 1907’de oluşturulan “Üçlü itilaf” ile ilgili neler söylenebilir?

Cevap: Almanya’ya karşı Sedan Savaşı yenilgisinin ve Alsace-Lorraine’in kaybedilmesinin yarattığı intikam duygusu Fransa’nın Rusya’ya yanaşmasına neden oldu. 1894’de Fransa ve Rusya arasında Almanya’ya karşı bir ittifak antlaşması imzalandı. Bu ittifak Üçlü İtilaf ’ın ilk halkasını teşkil eder. Üçlü İtilaf ’ın ikinci halkasını, İngiltere ve Fransa arasında 1904 yılında sömürgeler konusunda imzalanmış olan anlaşma meydana getirmiştir. Bu anlaşma ile Fransa Mısır’ı tamamen İngiltere’ye bırakıyor ve buna karşılık İngiltere de Fransa’nın Fas’ı ele geçirmesini kabul ediyordu. Üçlü İtilaf ’ın üçüncü halkasını meydana getiren 1907 İngiliz- Rus Anlaşması’dır. Anlaşma iki devletin sömürgelerde cereyan eden çatışmalarını sona erdiren ve bu suretle iki devlet arasında yakın münasebetlerin kurulmasını sağlayan bir içeriği vardır. Böylece İngiltere, Fransa ve Rusya arasında, Üçlü İttifaka karşı bir Üçlü İtilaf bloku ortaya çıkmış olmaktaydı


Islahattan Yenileşmeye: Bir İmparatorluğun Dönüşümü

Soru: Osmanlı Devleti’ni askeri bir devletten bürokratik bir devlete dönüştürmek isteyen katipler sınıfının “Çelebiler Çağı” hakkında bilgi veriniz?

Cevap: Kâtip Çelebi’nin de içinde bulunduğu “Çelebiler Çağı”: Bu çağa başta Kâtip Çelebi, Evliya Çelebi, Hezarfen Hüseyin Çelebi, Yirmisekiz Çelebi Mehmet ve İbrahim Müteferrika’yı dâhil etmek mümkündür. Bu isimlerin yazın dünyasına baktığımızda yeni dünyaya karşı meraklı; Osmanlı dünyası dışında olup biteni kavramaya ve anlamaya çalışan bir ortak tavır içinde oldukları anlaşılır. Kadim karşısında “yeni” yaklaşımını öne çıkarırlar.


Soru: Osmanlı Devleti’ni askeri bir devletten bürokratik bir devlete dönüştürmek isteyen katipler sınıfının “Sefirler ve Reisülküttaplar Çağı” hakkında bilgi veriniz?

Cevap: “Sefirler ve Reîsülküttâplar Çağı”: Yirmisekiz Çelebi Mehmet ile başlayan bu çağ içinde Ahmet Resmi, Ebubekir Ratıp Efendi, Reîsülküttâp Atıf Efendi, Mahmut Raif Efendi, Sadık Rıfat Paşa ve Mustafa Reşit Paşa yer alır.


Soru: Osmanlı Devleti’ni askeri bir devletten bürokratik bir devlete dönüştürmek isteyen katipler sınıfının “Münevverler (Aydınlar) Çağı” hakkında bilgi veriniz?

Cevap: “Münevverler (Aydınlar) Çağı”: Tercüme Odasında yetişmiş başta Mustafa Reşit, Âli ve Fuat Paşalar, Münif Paşa, Hayrullah Efendi, Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa vd. İmparatorluğu askerî bir imparatorluktan bürokratik -parlamenter- monarşiye dönüştürmek için çabalamışlardır. Bu söz konusu kuşakların yazın dünyasının ortak teması imparatorluğu kurtarmak ve dönüştürmektir. Bu dönüşümde kendilerine tuttukları ayna ise Avrupa’dır.


Soru: Osmanlı Devleti’ni askeri bir devletten bürokratik bir devlete dönüştürmek isteyen katipler sınıfının “Kahramanlar Çağı” hakkında bilgi veriniz?

Cevap: Kahramanlar çağı ifadesi Tanzimat’tan sonraki dönemde ve genellikle basım yayım yoluyla şekillenmiş veya şekillendirilmiş insanları ve dönemi nitelendirmek için kullanılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Ali Fethi Okyar, Refet Bele gibi isimlerin askerî okul çağlarında Yeni Osmanlılar ve onların takipçileri Jön Türklerden etkilendikleri bir gerçektir. Bu bağlamda Cumhuriyet uzun bir tarihsel sürecin sancılı bir düşünce tarihinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır denilebilir


Soru: Tımar sistemi nedir?

Cevap: Osmanlı merkez vilayetlerinde bir süvari birliğini ve askerî-idarî hiyerarşiyi desteklemek amacıyla yapılan ve miras yoluyla geçmeyen tahsisatı ifade eder. Tımar sistemi, imparatorluğun sadece askerî-idarî teşkilatlanmasının temel direği olmakla kalmamış, aynı zamanda mirî arazi sisteminin işleyişinde, köylü çiftçilerin statüleri ve ödeyecekleri verginin belirlenmesinde ve imparatorluğun klasik çağında (1300-1600) tarımsal ekonominin yönetiminde esas belirleyici faktör olmuştur.


Soru: Tarihe Edirne Vakası olarak geçen olay hakkında bilgi veriniz?

Cevap: 17. yüzyılın sonu ile 18. yüzyılın başlarında Osmanlı kurumsal yapısı içerisinde sert iktidar mücadeleleri yaşanmıştır. II. Mustafa, devlet yönetiminde söz sahibi olan Köprülüleri tasfiye etmek için ilmiye mensuplarının başında bulunan hocası Şeyhülislam Feyzullah Efendi’yi yönetimde söz sahibi hâline getirmiştir. Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin devlet idaresindeki kayırmacı ve tahakkümcü yaklaşımı ise yeni bir mücadeleye ve 1703 Edirne Vakası’nın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu mücadeleye İstanbul halkı, sivil ve askerî devlet erkânı da dâhil olmuştur. Meydana gelen mücadelede II. Mustafa, babası IV. Mehmet gibi tahttan indirilmiş ve Şeyhülislam Feyzullah Efendi hayatını kaybetmiştir. Köprülülerin uzun uğraşları neticesinde 1703’te III. Ahmed tahta çıkarılmıştır.


Soru: Nizam-ı Cedit terimini ilk kez kim kullanmıştır?

Cevap: İbrahim Müteferrika


Soru: Mühendishane-i Bahr-i Hümayun hakkında bilgi veriniz?

Cevap: Türk eğitim tarihinde modern anlamda ilk defa kurulan bu mektebin açılmasında 1768’de başlayan Rus Savaşı’nda Osmanlı ordusunun teknik açıdan zafiyet içinde bulunmasının önemli rolü vardır. Savaş sırasında topçuluğun çağdaş hâle getirilmesi çalışmaları ehemmiyet kazanmış ve bu arada bir yıl kadar hizmet veren bir topçu mektebi açılmış olmakla beraber (Ekim 1772) bunun savaşın seyri üzerinde etkisi görülmemiştir.


Soru: Tanzimat Fermanı hakkında kısaca bilgi veriniz?

Cevap: Sultan Abdülmecit’in yayımladığı mülki ıslahat programıdır. Bu ferman geleneksel yapıyı kökten sarsacak yenilikler getirmekteydi. Müslim- gayrimüslim eşitliği, Yunan ve Sırp isyanlarıyla birlikte milliyetçi bir tutum sergileyen gayrimüslimlerin imparatorluktan ayrılmasını önlemek amacıyla ortaya atılan ve daha sonra sık sık vurgu yapılan bir Osmanlı milleti teşkil etmeyi hedefleyen önemli projenin ilk adımıydı.


Soru: Osmanlı Devleti’nde “eşit vatandaşlık” vurgusuyla Osmanlılık bilinci oluşturup, devletin dağılmasını önlemeye yönelik olarak ne yapılmıştır?

Cevap: Islahat Fermanı yayımlanmıştır. Islahat Fermanı ise bu eşitlik prensibini daha belirginleştirmiştir. Gayrimüslimlerin her türlü devlet memuriyetine, devlet okullarına ve askerî okullara eşit şartlarda katılımı sağlanmıştır. Müslim’le gayrimüslim arasındaki eşitsizlik kaldırılarak, gayrimüslimler arasındaki hiyerarşiyi de yok etmiş ve kul statüsünden vatandaşlığa doğru evrim başlatmıştır.


Osmanlı Devleti’ni Kurtarmaya Yönelik Arayışlar / Fikir Akımları

Soru: Osmanlıcılık hakkında neler söylenebilir?

Cevap: Osmanlı milleti tabiri bazen Osmanlı milletlerinin oluşturduğu birlik anlamında “ittihâd-ı Osmânî”, bazen de Osmanlı kavramının bütün Osmanlı vatandaşlarının kaynaşmasıyla oluştuğu anlamında “imtizâc-ı akvâm” tabirleriyle zikredilmiştir. Nihayet 1876 Anayasası’nın 8. maddesinde resmî ifadesini bularak, “Devlet-i Osmâniyye tâbiiyetinde bulunan efrâdın cümlesine herhangi din ve mezhepte olursa olsun bilâ istisnâ Osmanlı tabir olunur” denilmiştir. Şüphesiz bu dönemde Osmanlıcılık ideali, devleti korumak amacıyla artık özellikle Müslüman-Türk unsur tarafından savunulan bir fikir iken gayrimüslim unsurlar Avrupa müdahalelerinden de aldıkları cesaretle bu siyaseti ve kimliği benimsememişler ve millî emellerini takip etmişlerdir. Balkan Savaşları sonrasında Osmanlıcılık iflas etmiş bir ideoloji olarak görülmüştür


Soru: İslamcılar’ın temel düşünceleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap: İslamcıların cevap aradıkları başlıca sorular, İslam dünyasının niçin bu hâle düştüğü ve bundan nasıl kurtulabileceği, Batı’nın üstün duruma gelmesinde etkin olan değerlerin neler olduğu ve bunların İslam’da da bulunup bulunmadığı, akıl nakil ilişkisinin mahiyeti, İslam dininin nasıl bir yönetim, hukuk ve iktisat düzeni öngördüğü, saltanat, hilafet ve meşrutiyetin dinle ilişkisinin bulunup bulunmadığı, Batı’dan nelerin alınıp nelerin alınmaması gerektiği şeklinde özetlenebilir.


Soru: Osmanlı Devleti’ni kurtarmaya yönelik ortaya atılan fikirlerden birisi olan Türkçülük fikri içinde yer alan aydınlar kimlerdir?

Cevap: Gaspıralı İsmâil Bey, Yusuf Akçura, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzâde
Ali (Turan), Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Mehmet Emin vd.


Ünite 2

Soru: İttihat ve Terakki Cemiyeti, 4-9 Şubat 1902’de Paris’teki ilk toplantısında neden istenen birleşmeyi sağlayamamış ve muhalif iki grup ortaya çıkmıştır?

Cevap: Rejim değişikliğinin gerçekleştirilmesi sürecinde yabancı müdahalesinin talep edilip edilmemesi hususundaki anlaşmazlık yüzünden


Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mağlup Devletlerle Yapılan Antlaşmalar

Soru: 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasının maddeleri nelerdir?

Cevap: <ul> <li>Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, bu bölgelerdeki istihkâmların İtilaf devletleri tarafından işgali sağlanacak,</li> <li>Türk sularındaki torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecek,</li> <li>Karadeniz’deki torpiller hakkında bilgi verilecek,</li> <li>Osmanlı Devleti’nin elindeki tüm savaş esirleri (suçlu Ermeniler dâhil) kayıtsız şartsız İstanbul’da serbest bırakılacak,</li> <li>Sınırların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı orduları derhâl terhis edilecek,</li> <li>Türk savaş gemileri teslim edilerek gösterilecek Osmanlı limanlarında tutuklu kalacak,</li> <li>İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum hâlinde, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecek,</li> <li>Türk demiryollarından İtilaf devletleri yararlanabilecekler ve Osmanlı ticaret gemileri de hizmetlerinde bulundurulacak,</li> <li>İtilaf devletleri, liman ve tersanelerle ve burada bulunan deniz araçlarından yararlanabilecek,</li> <li>Toros Tünelleri, İtilaf devletleri tarafından işgal olunacak,</li> <li>Brest-Litovsk barışından sonra İran ve Kafkasya’ya giren Osmanlı birlikleri derhâl 1914 sınırlarına geri çekilecek,</li> <li>Hükûmet haberleşmesi dışında, tüm haberleşme istasyonları (telsiz, telgraf ve kablo) İtilaf devletlerince denetim altına alınacak,</li> <li>Askerî, ticari ve denizle ilgili malzemelerin tahrip edilmesi engellenecek,</li> <li>İtilaf devletleri, kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye’den temin edecek,</li> <li>Türk demiryolları, İtilaf devletleri zabıtası tarafından denetim altına alınacak,</li> <li>Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki Türk kuvvetleri en yakın İtilaf devletleri komutanlarına teslim olacak,</li> <li>Trablusgarp ve Bingazi’deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacak,</li> <li>Trablusgarp ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim edilecek,</li> <li>Türkiye’de bulunan asker ve sivil Alman ve Avusturyalılar bir ay içinde Türk topraklarını terk edecekler,</li> <li>Gerek askerî teçhizatın teslimine ve Osmanlı ordusunun terhisine ve gerekse ulaşım araçlarının İtilaf devletlerine teslimine dair herhangi bir emir derhâl yerine getirilecek,</li> <li>İtilaf devletleri adına bir görevli İaşe Nezaretinde çalışacak, görevli devletin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecek,</li> <li>Osmanlı savaş esirleri, İtilaf devletleri nezdinde kalacak,</li> <li>Osmanlı Devleti, savaştaki müttefikleriyle tüm ilişkisini kesecek,</li> <li>Vilayet-i Sitte (Altı Vilayet-Erzurum, Van, Diyarbakır, Bitlis, Harput, Sivas) denilen Doğu Anadolu’da bir karışıklık olursa, İtilaf devletleri bu vilayetleri işgal edebilecektir.</li> </ul>


Büyük Hesaplaşma veya Osmanlı Devleti’nin Son Savaşı: Birinci Dünya Savaşı

Soru: Birinci Dünya Savaşının Sebepleri nelerdir?

Cevap: Dünya ülkelerinin büyük bir bölümünü etkileyen Birinci Dünya Savaşı’nın sebeplerini genel hatlarıyla siyasi ve askerî Sebepler, ekonomik yayılma ve sömürgecilik isteği, Avrupa’da Alman-Fransız, Balkanlarda Rus-Avusturya rekabeti, milliyetçilik fikirlerinin yayılması, hanedan çekişmeleri, Osmanlı Devleti’ni paylaşma isteği ve projesi olarak sıralamak mümkündür.


Soru: Birinci Dünya savaşının başlamasına neden olay nedir?

Cevap: 28 Haziran 1914’te eşi ile birlikte Saraybosna’yı ziyaret eden Avusturya Veliahtı Franz Ferdinand, bir Sırp milliyetçisi olan Principe tarafından düzenlenen bir suikast sonucu öldürülmüştür. Bu olay, sonuç olarak Avusturya’nın Sırbistan’a karşı savaş ilan etmesini; Rusya’nın Sırbistan’ın, Almanya’nın da Avusturya’nın yanında yer almasına yol açmış, önce Avrupa hemen ardından da dünya savaşına dönüşmüştür.


Soru: 2 Ağustos 1914’te Osmanlı Devleti ile Almanya arasında imzalanan Türk-Alman ittifak anlaşmasının maddeleri nelerdir?

Cevap: <ul> <li>İki devlet, Avusturya ve Sırbistan arasında çıkan bir anlaşmazlıkta tarafsız kalacaklardır.</li> <li>Avusturya, Rusya ile savaşır ve Almanya’da Avusturya’nın yardımına gitmek zorunda kalırsa Osmanlı Devleti de savaşa katılacaktır.</li> <li>Osmanlı Devleti, tehdit altında kalırsa Almanya Osmanlı Devleti’ni savunacaktır.</li> <li>İttifak 1918 sonuna kadar devam edecek ve taraflardan herhangi biri bu ittifakı feshetmezse, beş yıl daha uzatılmış olacaktır.</li> </ul>


Soru: Almanya’nın Osmanlı Devleti’ni 2 Ağustos 1914’te imzalanan ittifak antlaşmasından sonra, bir an önce savaşa sokmak için uğraşmasının ve bir oldubittiye mecbur bırakmasındaki hedefleri nelerdir?

Cevap: <ul> <li>Kafkas Cephesi’ne Rus kuvvetlerinin önemli bir kısmını çekerek Almanya ve Avusturya’nın doğu ordularının yükünü hafifletmek,</li> <li>Süveyş Kanalı’nı kapamak veya hiç olmazsa orada büyük miktarda İngiliz gücünü meşgul etmek,</li> <li>Osmanlı hilafetinin manevi gücünü kullanarak İngiliz ve Fransız sömürge Müslümanlarını ayaklandırmak ve Rusya Müslümanlarını harekete geçirmek.</li> </ul>


Soru: Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki cepheleri hangileridir?

Cevap: Osmanlı Devleti, kendi toprakları üzerinde Kafkasya, Kanal, Çanakkale, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen ve Irak’ta İtilaf devletleri ile savaşmıştır. Müttefiklerine yardım etmek için ise Galiçya, Romanya ve Makedonya Cephelerine asker göndermiştir.


Soru: Çanakkale Muharebelerinin Türk ve dünya tarihini etkileyen sonuçları nelerdir?

Cevap: <ul> <li>Uzun bir süreden beri savaş alanlarından yenilgilerle ayrılan, özellikle de Balkan Savaşları’nda alınan büyük yenilgi nedeniyle psikolojik yönden çökmüş olan Türklerin moralleri ve kendilerine güvenleri yerine gelmiştir;</li> <li>Rusya’da Çarlık yıkılarak Bolşevikler iktidarı iş başına gelmiştir.</li> <li>İngiltere’de, hükûmet bunalımı çıkmış ve İngiltere yaptığı savaş harcamaları nedeni ile mali sıkıntı içine girmiştir.</li> <li>İngiltere ve Fransa’nın yenilgileri uzak bölgelerdeki sömürgeleri üzerinde prestijlerinin sarsılmasına neden olmuş ve bu devletlerin yenilebilecekleri düşüncesi, sömürgelerde de yüksek sesle dillendirilmeye başlanmıştır.</li> <li>Savaşın Türk ve dünya tarihi açısından en önemli sonucu Türklerin kendilerine yeni bir lider bulmalarıydı. O lider, Anafartalar Kahramanı Albay Mustafa Kemal (ATATÜRK) Bey idi.</li> </ul>


Soru: Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devletinin Suriye-Filistin cephesinde başarısız olmasının ve yenilmesinin nedenleri nelerdir?

Cevap: İngilizler, Ocak 1916’da Mekke Emiri Şerif Hüseyin’le anlaşarak Arapların büyük bir bölümünü Osmanlı Devleti aleyhine çevirmeyi de başarmışlardır. 1917’de İngilizler Gazze’ye girmişler, ardından da Yafa’yı ve Aralık ayında da Kudüs’ü ele geçirmişlerdir. 1918’de Arap isyanının da etkisiyle İngilizler yeniden saldırıya başlamış, bu sırada İtalya ve Fransa da bölgeye asker çıkarmışlardır. İngilizler Ekim 1918’de Şam’ı, Fransızlarla birlikte Beyrut’u, 25 Ekim 1918’de de Halep’i ele geçirmişlerdir.


Soru: Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya’nın İngiltere ve Fransa’ya yaptığı baskı sonunda İtilaf devletleri arasında imzalanan İstanbul Antlaşması ile yapılmak istenenler nelerdir?

Cevap: Rusya, savaş bittiğinde İstanbul’u, Boğazları, Marmara Denizi’nin batı kıyılarını, Midye-Enez hattına kadar Trakya’nın güneyini, İstanbul Boğazı’nın doğusu ile Sakarya ile İzmit arası bölgeyi ve Marmara Adalarını, İmroz ve Bozcaada’nın topraklarına katılmasını talep etmiştir. Buna karşılık olarak da Rusya müttefiklerinin Orta Doğu’daki nüfuz bölgesini kabul etmiştir.


Soru: Birinci Dünya Savaşı sırasında 26 Nisan 1915’te Londra’da İngiliz, Fransız ve İtalyanlar arasında yapılan Londra Sözleşmesinin Türk ve İtalyanları ilgilendiren hükümleri nelerdir?

Cevap: Trablusgarp Savaşı sırasında zaten geçici olarak İtalya’ya bırakılmış olan 12 Ada’nın tamamen İtalyan egemenliğine bırakılmasına, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın, Anadolu topraklarını kısmen veya tamamen paylaşmaları durumunda, İtalya’ya da Antalya bölgesinde eş değer bir pay verilmesine dair hükümleridir. Eğer Osmanlı Devleti parçalanmayıp sadece büyük devletlerin menfaat bölgelerinde değişiklik yapılırsa bu takdirde İtalya’nın çıkarları göz önünde bulundurulacaktır. Ayrıca, Osmanlı Devleti’nden koparılan Libya tümüyle İtalyan hâkimiyetine devredilecektir.


Soru: Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Arthur James Balfour’un adıyla sunulan Balfour Deklarasyonunun içerdiği paradokslar nelerdir?

Cevap: J. Balfour, kendi adıyla tarihe geçen bu metinde birbirine tamamen zıt iki vaatte bulunmuştur; bir yandan hâlihazırda üzerinde başka bir milletin yaşadığı toprakları Yahudilere vadederken, diğer yandan yaşadıkları toprakları başkasına vadedilen milletin haklarına herhangi bir zarar gelmeyeceğini iddia etmiştir. Bu ifadelerin içerdiği paradoks, ilk vaadin gerçekleşmesinin ardından, ikinci vaadin aksi gelişmelerin yaşanmasıyla tarihî tecrübe ile de kanıtlanmıştır. Zira Filistin meselesi, Araplar ve Yahudiler arasında taraflardan birinin elde ettiği her şeyin diğer taraf için mutlak zarar olduğu sıfır toplamlı (zero-sum) bir oyundur.


Giriş

Soru: II. Meşrutiyet döneminde yaşanan, tarihe damgasını vuran belli başlı olaylar nelerdir?

Cevap: II. Meşrutiyet döneminde; 31 Mart Ayaklanması, Adana Olayları, Trablusgarp Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı yaşanmıştır.


II. Meşrutiyet’ten Birinci Dünya Savaşı’na Giden Süreçte Osmanlı Devleti

Soru: 31 Mart olaylarının nedenleri nelerdir?

Cevap: <ul> <li>Orduda baş gösteren aşırı siyasallaşma,</li> <li>Subaylar arasında yaşanan alaylı-mektepli çatışması ve alaylıların tasfiye edilmesi,</li> <li>Abdülhamit Dönemi’nde kadroların eski imtiyaz ve itibarlarını kaybetmeleri,</li> <li>Bürokraside geniş çaplı bir tasfiyeye gidilerek İttihatçıların kendi kadrolarını iş başına getirmeleri,</li> <li>İlmiye mensuplarının tayin ve terfilerinde imtihan usulünün gündeme getirilmesi,</li> <li>İttihat ve Terakki ile Ahrar Fırkası mensuplarının iktidarı ele geçirme mücadeleleri,</li> <li>İttihatçıların, muhaliflerine hayat hakkı tanımayan baskıcı davranışları ve suikastlar,</li> <li>İttihatçıların kozmopolit yapıları, masonlukla suçlanmaları ve dine ve dinî geleneğe karşı tavırlarından duyulan rahatsızlıklardır.</li> </ul>


Soru: 31 Mart olaylarında isyancıların başlıca talepleri nelerdir?

Cevap: <ul> <li>Hüseyin Hilmi Paşa hükûmetinin istifası,</li> <li>Kâmil Paşa’nın sadarete, İsmail Kemal’in Meclis-i Mebusan başkanlığına getirilmesi,</li> </ul> <ul> <li>İttihatçı subayların değiştirilmesi,</li> <li>Ordudan tasfiye edilen alaylı subayların geri dönmesi,</li> <li>İttihat ve Terakki’nin ilgası,</li> <li>Şeriat hükümlerinin tamamen uygulanması,</li> <li>İsyana katılanlar için af çıkarılması.</li> </ul>


Soru: II. Abdülhamit’ten sonra tahta kim geçmiştir?

Cevap: II. Abdülhamit’ten sonra tahta Mehmet Reşat geçmiştir.


Soru: Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyetinin temellerini atanlar kimlerdir?

Cevap: Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyetinin temellerini atanlar; Mehmet Reşit, İbrahim Temo, Abdullah Cevdet ve İshak Sükûtî’dir.


Soru: 18 Ekim 1912 Uşi (Quchy) Antlaşmasının sonuçları nelerdir?

Cevap: 18 Ekim 1912 Uşi (Quchy) Antlaşması ile Trablusgarp Savaşı sona ermiştir. Sonuç olarak Osmanlı Devleti, Kuzey Afrika’daki son topraklarını da kaybetmiştir. İtalya geçici de olsa Adalar (Ege) Denizi’ne yerleşmiştir. Antlaşmaya göre geçici olarak İtalya’ya bırakılan Rodos ve 12 Ada’nın da geri alınması mümkün olmamıştır. Osmanlı Devleti, Trablusgarp Savaşı’nı bu şekilde aleyhine sonuçlandırdığı sırada bu defa da Balkan Savaşı gibi büyük bir facia ile karşı karşıya kalmıştır.


Soru: 30 Mayıs 1913’te I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Barış Antlaşmasının maddeleri nelerdir?

Cevap: • Osmanlı Devleti’nin batı sınırı, Midye-Enez hattı olacak,
• Osmanlı Devleti, Arnavutluk ile Ege Adalarının geleceğinin belirlenmesini büyük devletlere bırakacak,
• Yunanistan, Selanik, Güney Makedonya ve Girit’i; Bulgaristan, Kavala ve Dedeağaç ile birlikte bütün Trakya’yı sınırları içerisine katacak,
• Sırbistan, Orta ve Kuzey Makedonya’ya sahip olacak.


Soru: İkinci Balkan Savaşının nedeni nedir?

Cevap: Balkan devletlerinin Osmanlı Devleti’nden aldıkları toprakları paylaşamamaları


Ünite 3

Soru: Mondros Mütarekesi’nin ardından Mustafa Kemal Paşa hangi tarihte İstanbul’a gelmiştir?

Cevap: Mustafa Kemal Paşa’nın 13 Kasım’-1918’de Haydarpaşa’da Adana treninden inip İstanbul’a ayak bastığı saatlerde, İtilaf Devletleri’nin savaş filosu da İstanbul önlerinde demirlemişti.


Soru: Mondros Mütarekesinin hangi maddeleri galiplere istedikleri bölgeleri işgal etme hakkını vermiştir?

Cevap: Mondros Mütarekesinin 7. ve 24. maddeleri galiplere istedikleri bölgeleri işgal etme hakkını vermiştir.


Giriş

Soru: Milyonları aşan insan kayıpları dışında Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli sonucu nedir?

Cevap: Milyonları aşan insan kayıpları dışında Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli sonucu, Avrupa diplomasisinin ve kuvvetler dengesinin temel unsurlarını oluşturan dört büyük imparatorluğun; Rus Çarlığı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Alman İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti’nin tarih içindeki ömürlerini tamamlayarak yıkılmalarıdır.


Kongreler ve Millî Teşkilatlanma Dönemi

Soru: Damat Ferit hükûmetinin Mustafa Kemal Paşa’yı; Trabzon, Erzurum, Sivas, Van, Diyarbakır vilayetleriyle Erzincan ve Samsun şehri yöneticilerine ve bu bölgedeki askerî birlik komutanlarına gereken emirleri verebilmek üzere tayin ettiği görev nedir?

Cevap: Damat Ferit hükûmeti, İtilaf devletlerinin baskıları sonucu, Anadolu’da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri kurdu. Bu tasarı gereğince, Doğu Anadolu’daki Dokuzuncu Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Paşa’ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van, Diyarbakır vilayetleriyle Erzincan ve Samsun şehri yöneticilerine ve bu bölgedeki askerî birlik komutanlarına gereken emirleri verebilecektir.


Soru: İstanbul Hükûmeti’nin çaresizlik içerisinde bulunduğu ve üzerine düşen görevi yerine getiremediğini belirterek milletin, bağımsızlık için mücadeleye davet edildiği, millî egemenliğe dayalı yeni bir Türk Devleti’nin kurulması için atılan ilk adım niteliğinde olan belge nedir?

Cevap: Amasya Genelgesi


Soru: “Manda ve himaye kabul olunmaz” kararı ilk kez hangi kongre sonucu alınmıştır?

Cevap: Erzurum Kongresi


Soru: İstanbul Hükûmeti Sivas kongresine katılanları ne ile suçlamıştır?

Cevap: İstanbul Hükûmeti kongreye katılanları İttihatçılıkla suçladığı için, kongre üyeleri yemin etmek suretiyle böyle bir amaç gütmeyeceklerine dair söz verdiler.


Soru: “Millî sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür, birbirinden ayrılamaz.” maddesinin yer aldığı ve katılanların farklı bölgelerden olması sebebiyle millî niteliğe sahip kongre hangisidir?

Cevap: Sivas Kongresi


Soru: Vatanın farklı bölgelerinde kurulan cemiyetlerin birleştirildiği ve bu cemiyetlerin idare organı olarak Heyet-i Temsiliyenin seçildiği kongre nedir?

Cevap: Sivas Kongresi


Soru: Sivas Kongresi’nden sonra, İstanbul Hükûmeti Heyet-i Temsiliyeyi resmen tanımış olduğunun göstergesi nedir?

Cevap: Mustafa Kemal Paşa İstanbul hükümetinde yeni kurulan kabineden Erzurum ve Sivas Kongreleri kararlarını kabul etmesini, Meclis toplanıncaya kadar millet adına bir karar vermemesini istedi. Ali Rıza Paşa bu konuları görüşmek üzere Bahriye Nazırı Salih Paşa’yı Amasya’ya gönderdi. Amasya Görüşmeleri, Sivas Kongresi’nde kabul edilmiş esaslar üzerinde yoğunlaştı ve 5 adet protokolde görüşmeler yapıldı. Amasya’da yapılan bu protokollerle İstanbul Hükûmeti Heyet-i Temsiliyeyi resmen tanımış oluyordu.


Soru: Ankara neden Heyet-i Temsiliye’nin merkezi olarak seçilmiştir?

Cevap: Ulaşım ağının önemli bir parçası olan demir yolu hattının Ankara’ya kadar uzanması, haberleşme imkânlarının uygunluğu, millî bilincin bu şehirde güçlü olması, Ankara’yı bir merkez olarak cazip hâle getiriyordu.


Millî Mücadele’de Cemiyetler ve Kuvayı Milliye’nin Doğuşu

Soru: Türk milletinin, güvenlik ve millî savunmaya ait konuların yerine getirilmediğini görmesiyle birlikte kurduğu birtakım mahalli teşekküllere genel olarak ne ad verilir?

Cevap: Türk milleti, hükûmetin yapması gereken en temel görevlerden olan güvenlik ve millî savunmaya ait konuların yerine getirilmediğini görmesiyle birlikte, birtakım fiilî çalışmalar içerisine girmiştir. Bu amaçla mahallî birtakım teşekküller kurulmuştur. Bu kuruluşlara genel olarak “müdafaa-i hukuk cemiyetleri” adı verilmektedir.


Soru: Millî Mücadele sırasında Kuvayı Milliye birliklerinin faydaları nelerdir?

Cevap: Anadolu’yu işgale çalışan kuvvetler daha fazla ilerlemeden belirli noktalarda durduruldu. Ermeni ve Rum çetelerinin faaliyetlerine karşı Türk yerleşim birimleri korundu. Millî Mücadele aleyhine çıkan ayaklanmaların bastırılmasında etkili oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı düzenli ordunun kurulabilmesi için zaman kazandırdı.


Soru: Hükûmetin ve ordunun İtilaf devletlerinin kontrolüne girmesi üzerine, Türk milletinin uğradığı haksızlıkların önüne geçmek için vazifenin kendine düştüğünü anlayıp memleketin tecavüze uğrayan yerlerinde düşmana karşı harekete geçme mücadelesini başlatanlara ne ad verilir?

Cevap: Mondros Mütarekesi ile hükûmet ve buna bağlı olarak ordu, İtilaf devletlerinin kontrolüne girdi. Türk milleti uğradığı haksızlıkların önüne geçmek için resmî makamlara yaptığı müracaatlardan bir sonuç alamadı. İşte bu şartlar altında vazifenin kendine düştüğünü anlayıp memleketin tecavüze uğrayan yerlerinde düşmana karşı harekete geçti. Bu mücadeleyi başlatanlara Kuvayı Milliye, yani Millî Kuvvetler denir.


Mondros Mütarekesi’nden Sonra İlk İşgaller ve Osmanlı Devleti

Soru: Mondros Mütareke Dönemi’nde İngilizlerin gerçek niyetlerini gösteren ilk işgal nerede yaşandı?

Cevap: Mütareke Dönemi’nde İngilizlerin gerçek niyetlerini gösteren ilk işgal Musul’da yaşandı


Mustafa Kemal Paşa ve Millî Mücadele’nin Hazırlık Safhası

Soru: Mondros Müterekesi’nden sonra Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a geldiğinde siyasi olarak düşüncelerini ortaya koymak için arkadaşları ile birlikte hangi gazeteyi çıkarmıştır?

Cevap: Mustafa Kemal Paşa, Şişli’deki evinde Ali Fuat Paşa, Kâzım Karabekir Paşa ve İsmet Beyler ile görüş-melerde bulunarak memleketin geleceği konusunda sık sık görüş alışverişinde bulundu. Siyasi olarak düşüncelerini ortaya koymak için arkadaşları ile birlikte Minber Gazetesini çıkardı.


Osmanlı Devleti’ne Yönelik Toprak İstekleri ve İzmir’in İşgali

Soru: Ermenilerin kurduğu hangi cemiyetler Millî Mücadele boyunca Osmanlı Devleti’ne ve Millî Mücadele Hareketi’ne karşı çalışmışlardır?

Cevap: Ermenilerin kurduğu Hınçak ve Taşnaksütyun Cemiyetleri Millî Mücadele boyunca
Osmanlı Devleti’ne ve Millî Mücadele Hareketi’ne karşı çalışmışlardır


Soru: Yunan emperyalizminin amacı olarak bilinen Megali İdea (Büyük Düşünce) nedir?

Cevap: Amacı, tüm Yunan ırkını bir devlet içinde toplamak olan Megali İdea’ya göre, Yunanlılar bir gün birleşecek ve Yunan Krallığı “İonya” adı verdikleri devlet, Batı Anadolu’dan Karadeniz’e kadar uzanarak Trakya, Anadolu’nun kıyı bölgeleri ve İstanbul’u da içerisine alacaktır.


Soru: İzmir’deki Kolordu Komutanı ve Vali’ye tebliğ edilen notada, İzmir’in Mondros Mütarekesi’nin hangi maddesi gereğince işgal edileceği belirtilmişti?

Cevap: 14 Mayıs sabahı Amiral Calthorpe’un başkanlığında Fransız, Amerikan, İtalyan ve Yunan filoları komutanları toplanmışlar, İzmir’in nasıl işgal edileceğini görüşmüşlerdi. Bu toplantıda alınan kararlar aynı gün İzmir’deki Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’ya ve Vali İzzet Bey’e tebliğ edildi. Bu notada, “İzmir istihkâmları ile civarı ve müdafaa tertibatına sahip bulunan arazi, Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesi gereğince İtilaf devletleri kuvvetleri tarafından işgal edilecektir.” deniliyordu.


Soru: Yunan işgal kuvvetlerine karşı ilk kurşunkim tarafından atılmıştır?

Cevap: Yunan işgal kuvvetlerine karşı ilk kurşun İzmir’de işgal sırasında atılmıştı. Hukuk-u Beşer Gazetesi sahibi Hasan Tahsin (Osman Nevres), şehirde törenle ilerleyen Yunan İşgal Kuvvetlerinin bayraktarını tabancayla vurdu.


Ünite 4

Soru: 29 Nisan 1920’de TBMM’de kabul edilen Meclis Hıyanet-i Vataniye Kanununun içeriği nedir?

Cevap: TBMM, 29 Nisan 1920’de Meclis Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu çıkararak Meclisin meşruiyetine yazılı yada sözlü dahi olsa yapılan saldırıların vatan hainliği sayılacağı ve ölümle cezalandırılacağını kabul etti.


Millî Mücadele Dönemi’nde Basın

Soru: Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazetesi yayın hayatına başladığı 1920-1923 yılları arasında hangi ad
altında yayımlanmıştır?

Cevap: Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazetesi yayın hayatına başladığı 1920-1923 yılları arasında Ceride-i Resmiye adı altında yayımlanmıştır.


Sevr Barış Antlaşması Sürecinde Yaşanan Olaylar

Soru: 18 Ocak 1919 ‘da Paris’te düzenlenen Paris Barış Konferansına kaç ülke temsilcisi katılmıştır?

Cevap: 18 Ocak 1919 ‘da Paris’te düzenlenen Paris Barış Konferansına 32 ülke temsilcisi katılmıştır.


Soru: Paris Barış Konferansının sonunda 28 Haziran 1919’da Almanya ile imzalanan ve 1.Dünya Savaşına son veren antlaşmanın adı nedir?

Cevap: Paris Barış Konferansının sonunda 28 Haziran 1919’da Almanya ile Versay Antlaşması imzalanarak 1.Dünya Savaşı’na son verildi.


Soru: 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti ile hangi ülkeler arasında imzalandı?

Cevap: 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Polonya, Romanya, Sırp-Hırvat-Slovenya ve Çekoslovakya arasında imzalandı.


Soru: Sevr Antlaşmasına göre Büyükçekmece’ye kadar Doğu Trakya hangi ülkeye verilecekti?

Cevap: Büyükçekmece yakınlarına kadar Doğu Trakya Yunanistan’a verilecekti.


Soru: Sevr Antlaşması’na göre Antakya, Antep, Maraş, Urfa ve Mardin
hangi ülkeye bırakıldı?

Cevap: Sevr Antlaşması’na göre Antakya, Antep, Maraş, Urfa ve Mardin Fransa’ya bırakıldı.


Soru: Sevr Antlaşmasına göre bağımsız bir Kürt Devleti hangi bölgeler üzerine kurulabilecekti?

Cevap: Suriye, Irak ve Türkiye arasında ise özerk bir Kürt devleti kuruluyordu. Bu devlet Milletler Cemiyetinin onayı ile bağımsızlığını elde edebilecekti.


Soru: TBMM Hükûmeti, hangi tarihli özel oturumunda Sevr Antlaşması’nı ele alarak antlaşmayı imzalayan yetkilileri, onaylayan Şura-ı Saltanat (Danışma Kurulu) üyelerini vatana ihanetle suçlayarak vatansız sayılmaları kararını aldı?

Cevap: TBMM Hükûmeti, 19 Ağustos 1920 tarihli özel oturumunda Sevr Antlaşması’nı ele alarak antlaşmayı imzalayan yetkilileri, onaylayan Şura-ı Saltanat (Danışma Kurulu) üyelerini vatana ihanetle suçlayarak vatansız sayılmaları kararını aldı.


Soru: 5 Aralık 1920’de gerçekleştirilen Bilecik Buluşması için İstanbul Hükûmeti tarafından oluşturulan Heyette kimler yer aldı?

Cevap: Bilecik Buluşması için İstanbul Hükûmeti tarafından oluşturulan heyette, Heyet Başkanı Dâhiliye Nazırı İzzet Paşa, Bahriye Nazırı Salih Paşa, Ticaret ve Ziraat Nazırı Hüseyin Kazım, Bern Büyükelçisi Cevat, Bab-ı Ali Hukuk Müşaviri Münir Beylerle Rasathane-i Amire Müdürü Hoca Fatin Efendiler olmak üzere toplam altı kişi yer aldı.


Son Osmanlı Mebusan Meclisinin Açılması ve Faaliyetleri

Soru: Misak-ı Milli kararları hangi tarihte alındı ve hangi tarihli oturumda kabul edildi?

Cevap: Misak-ı Milli Mebusan meclisinin 22 Ocak 1920 tarihli gizli oturumunda ele alınmış ve 28 Ocak tarihli otrumunda da kabul edilmiştir.


Soru: Ahd-ı Mlli, Milli And, Peyman-ı Milli gibi isimlerlerle anılan kararlara çoğunlukla ne ad verilmiştir?

Cevap: Ahd-ı Mlli, Milli And, Peyman-ı Milli gibi isimlerlerle anılan kararlara çoğunlukla Misakı Milli adı verilmiştir.


Soru: Misak-ı Milli esaslarında Kars ,Ardahan ve Batum için gerekirse ne yapılması talep edilmiştir?

Cevap: Halkı özgür kalır kalmaz anavatana kendi istekleri ile katılmış olan Kars ,Ardahan ve Batum için gerekirse tekrar halk oyuna başvurulması talep edilmiştir.


Soru: Misak-ı Milli esaslarında azınlık hakları ile ilgili alınan karar nedir?

Cevap: İtilaf devletleriyle düşmanları ve bazı ortakları arasında yapılan antlaşmalardaki esaslar çerçevesinde, azınlıkların hukuk, civar ülkelerdeki Müslüman ahalinin de aynı hukuktan yararlanmaları şartı ile tarafımızca kabul ve garanti edilmesi kararı alınmıştır.


Soru: Heyet-i Temsiliye’nin işgal sonrası görevleri nelerdir?

Cevap: İstanbul’un işgalinden sonra Anadolu’da idareyiele almış olan Heyet-i Temsiliye, Anadolu’daki mali
kaynakları da kontrol altına almıştır. Bu amaç doğrultusunda yayımlanan genelge ile Osmanlı ve Ziraat Bankaları ile Düyun-ı Umumiye ve tekel idarelerinin nakit ve mal varlıklarının en yetkili mülki ve mali amirlere bildirilmesi ve bunlar tarafından bu bilgilerin kontrol edilmesi gerekliğini bildirmiştir. Ayrıca hiçbir şekilde İstanbul’a para ve mal sevkinin yapılmaması ve ellerindeki mevcut meblağın da bildirilmesi istemiştir .Heyet-i Temsiliye’nin işgal sonrasında önemli girişimlerinden biri de Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetleri vasıtasıyla Anadolu mücadelesinin haklılığını en etkili şekilde halka duyurmak ve halkın desteğinin alınmasını sağlamak olmuştur.


TBMM’nin Açılması ve Çalışmaları

Soru: TBMM nin açılış günü en yaşlı üye olması sıfatıyla meclis başkanlığına seçilen ve ilk açılış konuşmasını yapan üyesi kimdir?

Cevap: Sinop mebusu Mehmet Şerif (Avcıoğlu) bey, TBMM açılış günü en yaşlı üye olma sıfatıyla meclis başkanlığına seçildi ve ilk açılış konuşmasını yaptı.


Soru: Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’un işgalinden hemen sonra 19 Mart 1920 tarihinde valiliklere, bağımsız sancaklara, kolordu komutanlarına gönderdiği genelgenin ilk müsveddelerinde hangi tabiri kullanmıştır?

Cevap: Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’un işgalinden hemen sonra 19 Mart 1920 tarihinde valiliklere, bağımsız sancaklara, kolordu komutanlarına gönderdiği genelgenin ilk müsveddelerinde ‘‘Meclis-i Müessesan’’ (Kurucu Meclis) tabirini kullanmıştır.


Soru: TBMM’nin çıkardığı toplantı yeter sayısı ve karar almak için gerekli olacak milletvekillerinin sayısının ne olması gerektiğini açıklayan kanun (Nisab - Müzakere Kanunu) hangi tarihte kabul edilmiştir?

Cevap: TBMM, 5 Eylül 1920 tarihinde çıkardığı Nisâb-ı Müzakere Kanunu ile de toplantı yeter sayısı ve karar almak için gerekli olacak milletvekillerinin sayısının ne olması gerektiğini açıklayan kanunu kabul etti.


Soru: TBMM Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey kim tarafından öldürülmüştür?

Cevap: Mustafa Kemal Paşa’ nın muhafız alayından Topal Osman tarafından öldürülmüştür.


Soru: Seçim Yasası’na göre yapılan 1920 Genel Seçimlerine göre, TBMM’nin üye sayısının 390 olmasına rağmen TBMM açıldığında kaç milletvekili Ankara’ya gelebilmiştir?

Cevap: Seçim Yasası’na göre yapılan 1920 Genel Seçimlerine göre, TBMM’nin üye sayısı 390 olmalıydı. TBMM açıldığında ise ancak 115 milletvekili Ankara’ya gelebilmiştir.


Ünite 5

Soru: 20 Ocak 1921’de çıkarılan ilk anayasanın en önemli sekiz maddesi nedir?

Cevap: 20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun
önemli bazı maddeleri şunlardır
• Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
• Yönetim şekli halkın, mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır.
• Yürütme gücü ve yasama yetkisi milletin tek ve hakiki temsilcisi olan Büyük Millet Meclisinde belirir ve toplanır.
• Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilir ve hükûmeti Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti adını alır.
• Büyük Millet Meclisi, iller halkı tarafından seçilen üyelerden oluşur.
• Büyük Millet Meclisinin seçimleri iki yılda bir yapılır.
• Din buyruklarının yerine getirilmesi, bütün yasaların konulması, değiştirilmesi, kaldırılması, antlaşma ve barış yapılması ve savaş kararı alınması gibi temel konularda yetki Büyük Millet Meclisi’ndedir.
• Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından seçilen başkan bir seçim süresince görev yapar. Meclis başkanı Bakanlar Kurulunun
da doğal başkanıdır.


Kuvayı Milliye’den Düzenli Orduya Geçiş ve Ordunun Yapılanması

Soru: Kuvayı Milliye’ nin oluşturulması fikri kime aittir?

Cevap: Kuvayı Milliye’nin oluşturulması fikri, Yunanlıların İzmir’e çıkışı esnasında bölgede bulunan 17. Kolordu’nun 56. Tümen Komutanı Albay Şefik [AKER] Bey tarafından ortaya atılmıştır.


Soru: Bütünüyle düzenli orduya geçiş tarihi nedir?

Cevap: 1920 yılı Kasım ayının sekizinci günü “düzensiz teşkilât fikir ve siyasetini
yıkma kararı” verilmiştir.


Soru: Bakanlar kurulu oluşturulduktan sonra ilk Milli Savunma Bakanı kimdir?

Cevap: 2 Mayıs 1920 tarihinde İcra Vekilleri Heyetinin
teşkilinin hemen ardından Millî Savunma Bakanlığına Korgeneral Mustafa Fevzi Paşa [ÇAKMAK]
atanmıştır. M


Soru: 2 Mayıs 1920’d2 oluşturulan Milli Savunma Bakanlığının görevleri nasıl tanımlanmıştır?

Cevap: Millî Savunma Bakanlığının görevleri
ise şu şekilde belirlenmiştir: Ordunun idare, iaşe,
silah, cephane, araç ve gereç ikmali yanında gerekli
duyulan her türlü eksikliğini gidermek.


Soru: Kuvayı Milliye gruplarının temel faydası ne olmuştur?

Cevap: Kuvayı Milliye grupları tam askerî disipline sahip bir güç olmamakla birlikte düşmana en
azından istediği yerleri rahatça işgal edemeyeceğini göstermek suretiyle caydırıcı rol oynamıştır.
İmkânsızlıklarına ve aleyhlerinde yapılan propagandalara rağmen düzenli ordunun kuruluşuna
kadar düşman karşısında başarıyla mücadele etmişlerdir. Özellikle TBMM Hükûmeti’ne yönelik
ayaklanmaların bastırılmasında önemli hizmetler
yapmışlardır. Kuvayı Milliye bu dar anlamı yanında, geniş anlamıyla Millî Mücadele’nin bütününü
ifade etmektedir


Türk İstiklal Harbi’nde Batı Cephesi

Soru: Türk istiklal harbinde Birinci İnönü Muharebesinin önemi nedir?

Cevap: Birinci İnönü Muharebesi düzenli Türk ordusunun Batı Cephesi’nde Yunan ordusu ile yaptığı ilk
muharebedir. Komutanı Albay İsmet Bey komutasındaki 6.000
kişilik Türk birliği, 20.000 kişilik Yunan ordusunu
Eskişehir’in batısındaki İnönü bölgesinde durdurmuştur. Böylece düzenli Türk ordusu çok büyük
bir zafere imza atarken kısa süre önce ayaklanma
başlatmış olan Çerkez Ethem ve Kuvayı Seyyare de
etkisiz hâle getirilmiştir.


Soru: Birinci İnönü Muharebesini sonuçları nelerdir?

Cevap: Birinci İnönü Muharebesinin önemli sonuçları olmuştur. Bu sonuçların bazıları aşağıda verilmiştir
. Düzenli ordu ilk sınavında başarılı olmuş ve ordu kişiliğini kazanmıştır.
• Düzenli ordu-Kuvayı Milliye tartışması son bulmuştur.
. Zafer TBMM Hükûmeti’nin otoritesini güçlendirmiş ve Türk halkına büyük bir moral ve ümit aşılamıştır.
• Çerkez Ethem olayı tamamen halledilmiştir.
• Sovyet Rusya’nın TBMM Hükûmeti’ne yaklaşımı daha yapıcı hâle gelmiştir.
• İtilaf devletleri Sevr’i kabul ettirebilmek için şartları yumuşatmayı ve bunun için de Londra’da bir konferans toplamayı kararlaştırmışlardır.
• TBMM bu zaferin kendisine kazandırdığı itibarla yeni bir anayasa yapmıştır.
• Mustafa Kemal Paşa elde edilen zaferin “Türk’ün sesini duyurmak” şeklindeki amacın gerçekleşmesine yardımcı olduğunu görerek sevinmiştir.


Soru: Yeni T.B.M.M ‘ ilk anayasayı ne zaman çıkarmıştır?

Cevap: Anayasa taslağını hazırlayarak
Meclise sunulmuş, yapılan görüşmelerden sonra 20 Ocak 1921’de kabul edilmiştir.


Soru: Londra Konferansı hangi tarihler arasında toplanmıştır?

Cevap: Londra Konferansı (21 Şubat-10 Mart 1921)


Soru: Londra Konferansına katılan Türk heyeti kimlerden oluşmaktadır?

Cevap: Londra Konferansı’nda TBMM Hükûmeti’ni Dışişleri Bakanı Bekir Sami [KUNDUK] Bey ve
heyeti temsil etti. Osmanlı Hükûmeti’ni ise sadrazam Tevfik Paşa ve heyeti temsil etti.


Soru: Mustafa Kemal Paşanın baş komutanlık önergesi nedir?

Cevap: Söz konusu önergede Mustafa Kemal
Paşa “ordunun maddi ve manevi kuvvetini azami
hızla sağlamlaştırmak, tamamlamak ve çoğaltmak
için, TBMM yetkilerini fiilen kullanmak koşuluyla” ifadelerini kullanarak Başkomutanlığı üzerine
almayı önermiştir.


Soru: Tekâlif-i Milliye Emirleri/Millî Yükümlülükler (7-8 Ağustos 1921) nelerdir?

Cevap: Emirlerden 1’den 6’ya kadar olanları 7 Ağustos’ta, kalanları ise 8 Ağustos’ta
yayımlanmıştır.
Emirlerden 1 sayılı emirle her ilçede bir Tekâlifi
Milliye Komisyonu kurulmuştur. 2 sayılı
emre göre yurtta her evin, birer kat çamaşır, birer
çift çorap ve çarık hazırlayıp Tekâlifi Milliye Komisyonuna vermesi istenmiştir. 3 sayılı emirle, tüccar ve halkın elinde bulunan çamaşırlık bez, kaput bezi, patiska, pamuk, yıkanmış ve yıkanmamış yün
ve tiftik, erkek elbisesi dikmeye elverişli her türlü
kışlık ve yazlık kumaş, kalın bez, kösele, vaketa, taban astarlığı, sarı ve siyah meşin, sahtiyan, dikilmiş
ve dikilmemiş çarık, potin, demir kundura çivisi,
tel çivi, kundura ve saraç ipliği, nallık demir ve yapılmış nal, mıh, yem torbası, yular, belleme, kolan,
kaşağı, gebre, semer ve urganların % 40’ına, bedeli
sonra ödenmek üzere el konulmuştur. 4 sayılı emirle eldeki buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur,
nohut, mercimek, kasaplık hayvanlar, şeker, gaz,
pirinç, sabun, yağ, tuz, zeytinyağı, çay ve mum
stoklarının da yine % 40’ına, bedeli sonra ödenmek üzere el konulmuştur. 5 sayılı emirle ordu için
alınan taşıtlardan başka geriye kalanlarının da ayda
bir kez ve parasız olarak yüz kilometrelik bir uzaklığa kadar askerî ulaştırma işlerinde çalıştırılması
zorunlu kılınmıştır. 6 sayılı emirle ordunun yedirilip giydirilmesine yarayan bütün sahipsiz mallara el
konulmuştur Tekâlif-i Millî Emirlerinin 7 sayılı emriyle, halkın elinde bulunan savaşa elverişli bütün silah ve
cephanenin üç gün içinde komisyona teslim edilmesi zorunlu kılınmıştır. 8 sayılı emirle benzin,
vakum, gres, makine, don, saatçi ve taban yağları,
vazelin, otomobil ve kamyon lastiği, lastik yapıştırıcısı, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon
makinesi, kablo, pil, çıplak tel, yalıtkan ve bunlara benzer gereçlerin ve sülfürik asit stoklarının
% 40’ına el konulmuştur. 9 sayılı emirle demirci,
marangoz, dökümcü, tesviyeci, saraç ve arabacı
esnafları ve imalathaneleri ile bu esnaf ve imalathanelerin iş üretim kapasiteleri ve kasatura, kılıç,
mızrak, eyer yapabilecek ustaların adlarıyla sayılarının ve durumlarının saptanması sağlanmıştır. 10
sayılı emirle halkın elinde bulunan dört tekerlekli
yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabaları ile
kağnı arabalarının bütün donatımı ve hayvanları
ile birlikte; binek ve topçeker hayvanlar, katırlar,
yük hayvanlarının, deve ve eşeklerin % 20’sine el
konulmuştu.


Türk İstiklal Harbi’nde Doğu, Güney ve Elcezire Cepheleri

Soru: 3 Aralık 1920’de imzalanan Gümrü antlaşmasının beş önemli maddesi nedir?

Cevap: Gümrü Antlaşması’nın önemli beş maddeleri şunlardır: 1) Türkiye ile Ermenistan arasındaki savaş durumu sona erecektir. 2) Ermenistan ordusu sınırlandırılacaktır. 3) Erivan Hükûmeti TBMM’nin kesinlikle reddetmiş olduğu Sevr Antlaşması’nı hükümsüz sayacaktır. 4) Ermenistan’da yaşayan
Müslüman halkın her türlü hakkı korunacaktır. 5) TBMM Hükûmeti gerekli hâllerde Ermenistan topraklarında askerî faaliyetlerde bulunabilecektir


Soru: Ermeni saldırılara karşı alınan önlem nedir?

Cevap: Ermeniler yine Osmanlı Devleti sınırları içinde yer alan ve Ermenilerin
yaşadıkları güney bölgelerine göç ettirilmiştir. Bu
şekilde Ruslarla Ermenilerin siyasi, askerî ve lojistik
bağlantısı kesilmiştir


Soru: Gümrü antlaşması hangi tarihte, kimler ile imzalanmıştır?

Cevap: Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920) de Ermenilerle imzalanmıştır


Soru: Maraş savunmasının milli mücadele katkısı nedir?

Cevap: Maraş’ta kazanılan zafer İtilaf devletlerini endişelendirmiş ve bu endişenin
neden olduğu telaşla İstanbul’un işgalini kararlaştırmışlardır.


Soru: Urfa savunması nasıl örgütlenmiştir?

Cevap: Mustafa Kemal Paşa tarafından Urfa Jandarma
Komutanlığı görevine atanan Yüzbaşı Ali Saip
[URSAVAŞ], aldığı emir üzerine 15 Ocak 1920’de
Urfa’da Kuvayı Milliye teşkilatını kurmuş ve bu
teşkilata bağlı 3.000 kişilik bir kuvvet oluşturmuştur


Soru: Antep savunmasında Şahin bey kimdir?

Cevap: 3 Kasım 1919’da Antep’te Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin şubesi faaliyete geçmiştir. “Şahin” takma adıyla Üsteğmen
Sait Bey Kuvayı Milliye Komutanlığına atanmış
ve Antep’teki direnişin organize bir hâle getirilmesi için çalışmıştır. Millî kuvvetler, takviye için
Antep’e ilerleyen 1.000 kişilik Fransız birliğini
yapılan çarpışmalar sonun yenmişlerdir. Bunun
üzerine Fransızlar üç piyade alayı, 200 süvari, bir
top bataryası, dört tank, ağır makineli tüfeklerle
donatılmış Fransız kuvveti Antep üzerine harekât
geçmişlerdir. Şahin Bey emrindeki çok az sayıdaki kuvvetle 26 Mart 1920’de Fransız kuvvetleriyle çarpışmaya girmiştir. Çarpışma üç gün sürmüş
ve Şahin Bey Fransızların süngü darbeleriyle şehit
olmuştur


Soru: Adana’nın işgalinden sonra Adana savunma komutanlığı merkez olarak nerede örgütlenmiştir?

Cevap: Pozantı Adana il merkezi hâline getirilmiştir.


Ünite 6

Soru: 1 Ekim 1922’de TBMM tarafından İtilaf Devletleri’ne gönderilen notada, barış görüşmelerine başlamak için koşulan şart nedir?

Cevap: 1 Ekim 1922’de TBMM tarafından İtilaf Devletleri’ne gönderilen notada, “Trakya’nın Edirne’de dahil olmak üzere Meriç batısına kadar hemen boşaltılması ve derhal TBMM Hükûmeti’ne teslim edilmesi şartıyla Türkiye’nin barıştan ve konferansın toplanmasından yana olduğu” bildirilmiştir.


Lozan Barış Konferansı’nın Toplanma Süreci ve I. Dönem Lozan Konferansı Görüşmeleri

Soru: İtilaf devletlerinin TBMM Hükûmeti’ni ve İstanbul Hükûmeti’ni birlikte Lozan Barış Konferansı’na davet ederek Türkler arasında anlaşmazlık çıkarma girişimini engellemek için TBMM Hükûmeti’nin aldığı önlem nedir?

Cevap: Batılı devletlerin Türkleri birbirine düşürmek için hazırladıkları planı geçersiz kılmak ve Türk milleti adına söz söyleme yetkisinin TBMM’de olduğunu göstermek amacıyla saltanat konusu Meclis gündemine getirilmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın telkinleriyle dönemin Sağlık Bakanı Dr. Rıza Nur Bey ve yetmiş sekiz arkadaşı Saltanat’ın kaldırılmasına dair hazırladıkları önergeyi Meclis’e sunmuşlardır. TBMM’de gerçekleştirilen uzun tartışmalar sonucunda 1 Kasım 1922’de çıkarılan bir kanunla Saltanat ile Halifelik birbirinden ayrılmış ve Saltanat kaldırılmıştır. Bu durum ile İstanbul’daki hükûmetin ve padişahın hukukiliği tamamen geçersiz kılınmıştır.


Soru: Lozan Barış Konferansı’na katılacak heyet kimlerden oluşmaktadır?

Cevap: İsmet Paşa, Lozan’a gidecek Türk heyetinin başdelegesi olmuştur. Yardımcıları ise Sinop Milletvekili Dr. Rıza Nur Bey ile Trabzon Milletvekili Hasan [SAKA] Bey olarak belirlenmiştir. Bu isimlere ek olarak geniş bir de danışmanlar grubu oluşturulmuştur. Siyasi, askerî, mali, ticari ve hukuki danışmanlar, basın mensupları, mütercimler ve katiplerden teşkil edilen otuz üç kişilik kalabalık heyetten bazılarının isimleri şöyledir: Celal [BAYAR], Zekai [APAYDIN], Muhtar [ÇİLLİ), Veli [SALTIK], Zülfü [TİGREL], Münir [ERTEGÜN], Tevfik [BIYIKLIOĞLU], Şükrü [KAYA], Hikmet [BAYUR], Fuat [AĞRALI], Tahir [TANER], Şevket [DORUKER], Ruşen Eşref [ÜNAYDIN], Yahya Kemal [BEYATLI] Beyler.


Soru: Lozan’a giden Türk heyetine verilen talimat nedir?

Cevap: TBMM Hükûmeti’nin temel görüşlerini tespit eden Türk tezi, on dört maddelik bir direktif hâlinde özetlenmiş olarak Lozan’a gidecek olan delege heyetine verilmiştir. Bu savunma tezine göre temel ilke olarak Misak-ı Millî esas alınmış, Lozan’a gidecek heyete Güney sınırı, Doğu sınırı ve Doğu Trakya’nın Batı sınırı, Adalar, Kapitülasyonlar, Azınlıklar, Düyun-u Umumiye ve Yabancı kurumlar konusunda taviz verilmemesi, ortaya çıkacak güçlüklerde Bakanlar Kurulundan talimat alınması gibi direktifler verilmiştir. Bunun yanında Lozan’a gidecek heyetten özellikle Doğu Anadolu’da Ermenilere toprak verilmesi ve Kapitülasyonlar konusunda kesinlikle taviz verilmemesi ve gerekirse görüşmelerin kesilmesi de ayrıca istenmiştir.


Soru: Lozan Barış Konferansı’na hangi ülkeler katılmıştır?

Cevap: Lozan Barış Konferansı’na Türkiye ile birlikte sekiz devlet görüşmeci olarak davet edilmiştir. Bazı devletlerin de Boğazlar ve ticaret meseleleri ele alındığında toplantılara katılması uygun görülmüştür. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise konferansa gözlemci olarak katılmayı tercih etmiştir. Bu durumda konferansa katılımcı devletler beş gruptan oluşmaktaydı. Çağrı yapan devletler İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya’dan ibaretti. Bütün görüşmelere katılan devletler Türkiye, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya [Sırp-Hırvat-Sloven Devleti]’dır. Bunun dışında gözlemci devlet sıfatıyla ABD, Boğazların statüsüne ilişkin çağrılan devletler olarak Sovyet Rusya ve Bulgaristan, ticaret sözleşmelerine katılan devletler olarak Belçika ve Portekiz yer almıştır.


Soru: Lozan Konferansı’nda tartışma konusu olan belli başlı sorunlar nelerdir?

Cevap: Lozan Konferansı’nda tartışma konusu olan belli başlı sorunlar arasında Sınırlar (arazi), Boğazlar rejimi, Kapitülasyonlar, Azınlıkların statüsü ve Osmanlı borçları bulunmaktadır.


Soru: Lozan Barış Konferansı’nda meselelerin çözümü için oluşturulan komisyonlar nelerdir?

Cevap: Konferans süresince var olan meselelerin ele alınarak incelenmesi için üç komisyon kurulmuştur. Bu komisyonlar: Arazi, Askerlik ve Boğazlar Komisyonu; Azınlıklar ve Diğer Hukuki Sorunlar Komisyonu; Maliye ve İktisat Komisyonu şeklinde belirlenmiştir.


Soru: Lozan Barış Konferansı’nda hangi ülkelerle hangi konularda görüşmeler sürdürülmüştür?

Cevap: Lozan Barış Konferansı’nda görüşmelerin başlamasıyla birlikte Türk heyeti, İngiltere ile Musul ve Boğazlar, Fransa ile borçlar, kapitülasyonlar ve imtiyazlar; İtalya ile de kapitülasyonlar, adalar ve kabotaj gibi konularda karşı karşıya kalmıştır. Ayrıca Yunanistan ile de tazminat bedeli, Trakya sınırı (Karaağaç sorunu) ve Ahali Mübadelesi (Etabli) sorunlarında önemli görüş ayrılıkları yaşanmıştır.


Soru: 4 Şubat-23 Nisan 1923 tarihleri arasında Lozan Barış Konferansı’nın kesintiye uğramasında özellikle etkili olan hususlar nelerdir?

Cevap: Lozan’da borçlar ve kapitülasyonlar konusunda bir uzlaşma sağlanamaması 4 Şubat-23 Nisan 1923 tarihleri arasında görüşmelerin kesilmesinde büyük etken olmuştur.


Soru: 17 Şubat 1923 tarihinde İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nin gerçekleştirilme amacı nedir?

Cevap: TBMM Hükûmeti daha Cumhuriyet ilan edilmeden ve rejim sorunu çözümlenmeden önce, yeni Türk Devleti’nin ekonomik politikasını belirlemek ve izlenecek ekonomik modeli tartışmak amacıyla Türkiye İktisat Kongresi’ni toplamıştır.


Soru: Ankara Hükûmeti ile Lozan’da bulunan Türk heyeti arasında Konferans’ın ikinci döneminde oluşan anlaşmazlıkların kaynağı nedir?

Cevap: Ankara Hükûmeti ile Lozan’da bulunan Türk heyeti arasında özellikle Yunanistan’dan istenen tazminat meselesi ve borçların ödenmesi ile ilgili yaşanan anlaşmazlık, ilişkilerin gerginleşmesine sebep olmuştur. Özellikle de Yunanistan’ın tamirat bedeli karşılığında Karaağaç’ın verilmesi teklifine, Ankara’dan olumsuz yanıt gelmesine karşın İsmet Paşa’nın kendi iradesi ile Yunan teklifini kabul etmesi, Hükûmet ile Lozan Heyeti arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirmiştir.


Soru: Lozan Barış Antlaşması’nda imzacı devlet hangisidir?

Cevap: İmzacı devletler arasında Türkiye ile birlikte İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Sırp-Hırvat-Sloven Devleti [Yugoslavya] yer almıştır. ABD, Lozan Konferansı’na gözlemci olarak katıldığından antlaşmaya imza atmamıştır.


Mondros Ateşkes Antlaşması ve Antlaşmaya Tepkiler

Soru: Diplomasi tarihinde “Çanakkale Olayı” olarak bilinen krizi ortaya çıkaran şartlar nedir?

Cevap: Büyük Taarruz ile tüm Batı Anadolu’nun Yunan işgalinden kurtarılmasının ardından Yunan işgal kuvvetlerinin denetiminde bulunan Doğu Trakya’nın ve müttefik devletlerin kontrolündeki İstanbul ve Boğazların kurtarılması için harekete geçilmiştir. TBMM’ye bağlı askerî birlikler, Çanakkale’ye doğru ilerlemeye başlarken bu yeni durum bir Türk-İngiliz çatışmasını gündeme getirmiş ve diplomasi tarihinde “Çanakkale Olayı” adı ile bilinen krize yol açmıştır.


Soru: İngilizlerin Mudanya Mütarekesi öncesinde Türklerin kuzeye ilerlemesine karşı İstanbul ve Boğazların savunulması için yardım istediği müttefikleri ve sömürgeleri kimlerdir?

Cevap: İngilizlerin, Türklerin kuzeye ilerlemesi karşısında yardım istediği müttefikleri Hindistan, Kanada, Yeni Zelanda, Fransa ve İtalya’dır.


Soru: İngilizlerin Türklerin kuzeye ilerleyip İstanbul’u ve Boğazları almasına karşı yardım çağrısına olumlu ve olumsuz cevap veren müttefikler kimlerdir?

Cevap: İngilizlerin yardım çağrısına olumlu cevap veren tek dominyon Yeni Zelanda’dır. Ancak dominyonlardan Hindistan ve Kanada bu yardım teklifine sıcak bakmaz. İngiltere’nin Avrupa’daki müttefikleri olan Fransa ve İtalya ise yeni bir riski göze alamadıkları için yardım teklifini geri çevirmişlerdir.


Soru: Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde TBMM Hükûmeti’ni temsil eden ve görüşmeler boyunca bulunan kişiler kimlerdir?

Cevap: Görüşmelerde TBMM Hükûmeti’ni Batı Cephesi Komutanı İsmet [İNÖNÜ] Paşa temsil etmiştir. Ayrıca Türk heyetinde Batı Cephesi Kurmay Başkanı Albay Asım [GÜNDÜZ] Bey, Harekât Şube Müdürü Yarbay Tevfik [BIYIKLIOĞLU] Bey ve bir de danışmanlar grubu görev almıştır. Fevzi [ÇAKMAK] Paşa ve Refet [BELE] Paşa da görüşmeler boyunca Mudanya’da bulunmuşlardır.


Soru: Mudanya Mütarekesi görüşmelerinin ağırlık noktasını oluşturan konular nelerdir?

Cevap: Mudanya Mütarekesi görüşmelerinin ağırlığını Doğu Trakya ve İstanbul’un bir an önce boşaltılması ile o bölgelere geçmesi planlanan Türk askerlerinin sayısı teşkil etmiştir.


Soru: Mudanya Mütarekesi’ne ara verilmesine neden olan durum nedir?

Cevap: Yunan askerî birliklerinin bir an önce Doğu Trakya’yı tahliye ederek Meriç nehrinin batı kıyısına çekilmesi konusunda İsmet Paşa’nın isteğine özellikle İngiliz General Harrington’un karşı çıkmasıyla 5 Ekim 1922 günü görüşmelere ara verilmiştir.


Soru: Mudanya Mütarekesi’nin önemi nedir?

Cevap: 11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Mütarekesi’nin imzalanması ile Millî Mücadele’nin askerî safhası başarı ile sonuçlandırılmış, Mondros Mütarekesi yok sayılmıştır. Mudanya Mütarekesi, 15 Mayıs 1919’da Yunan ordusunun İzmir’i işgali ile başlayan Türk-Yunan çatışmasına son vermiştir. Mütareke ile Misak-ı Millî sınırları içerisinde yer alan Edirne dâhil Doğu Trakya savaş yapılmadan ve Yunan kuvvetlerince tahrip edilmeden kurtarılmıştır. İstanbul ve Boğazlar üzerinde denetim sağlanması ve Trakya’ya ordunun geçirilmesi Mütareke şartları gereği mümkün olmamışsa da Lozan görüşmelerine uygun zemin hazırlanması noktasında büyük bir adım atılmıştır. Mudanya barışı ile TBMM Hükûmeti, İtilaf devletlerince resmen tanınmıştır. Mudanya Mütarekesi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlandığını gösteren ilk diplomatik ve siyasi belge olması açısından fevkâlede önemlidir. Mütarekenin imzalanması ile yaşanan önemli bir dış gelişme ise İngiliz diplomasisi için büyük bir yenilgi sayılan Mudanya’dan sonra İngiltere’de hükûmet değişikliği yaşanması ve Doğu Akdeniz politikasının iflası ile büyük prestij kaybına uğrayan Başbakan Lloyd George’un görevinden istifa etmek zorunda kalmasıdır.


Soru: Mudanya Mütarekesi’nde İtilaf devletlerini temsilen kimler katılmıştır?

Cevap: İtilaf devletlerinin Yüksek Komiserlerinden General Harrington’un İngiltere’yi, General Charpy’nin Fransa’yı ve General Monbelli’nin İtalya’yı temsil ettiği Mudanya’da, Yunanistan adına General Mazarikis başkanlığında bir heyet bulunmuştur. Fakat Yunan delege heyeti görüşmelere doğrudan doğruya katılmamış ve gelişmeleri bir gemiden izlemekle yetinmiştir. Yunanistan görüşmelerde İngiltere tarafından temsil edilmiştir.


Ünite 7

Cumhuriyetin İlanı

Soru: 1921 tarihli Anayasa’da yapılacak değişikliklerle ilgili önergenin, 29 Ekim 1923’te Mecliste kabul edilmesiyle Cumhuriyet ilan edilmiştir. Saltanat yanlıları, çeşitli nedenlerle Meclisin toplantısında bulunmayan milletvekilleri, Cumhuriyetin ilanını eleştirmişlerdir. Bu eleştirilerden, hükümdarlık ile cumhuriyet arasında bir fark olmadığını belirten kimdir?

Cevap: Refet Bele


Yeni Rejim-Yeni Devlet

Soru: 1 Kasım 1922 tarihi, Atatürk dönemi’nde ı̇ç politikada yaşananlar açısından neyi ifade eder?

Cevap: Saltanatın kaldırılmasını


Soru: Saltanatın, 16 Mart 1920 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kaldırıldığı kabul edilmiştir. Saltanatın kaldırılmasının en önemli nedeni nedir?

Cevap: Saltanat sisteminin, millî egemenlik kavramı ile bağdaşmaması


Soru: Saltanatın kaldırılması yasasının kabulünden sonra, 24 Ekim 1923’te yasalaşarak, 1935 yılına kadar kutlanan bayram nedir?

Cevap: Hâkimiyet-i Milliye Bayramı


Soru: Dokuz Umde olarak bilinen genel program niteliğindeki Millî Umdeler Beyannamesi, hangi partinin temel ilkelerini ifade eden bütünü oluştur?

Cevap: Halk Fırkası


Soru: Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kaç tarihinde kurulmuştur?

Cevap: 17 Kasım 1924’te


Soru: Kurtuluş Savaşı’nda, Kuvâ-yı İnzibatiye Ordusu, Damat Ferit hükûmeti döneminde ne amaçla kurulmuştur?

Cevap: Kuvâ-yi Milliye’ye karşı kurulmuştur


Soru: 13 Şubat 1925’te, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde merkezi yönetime karşı girişilen geniş çaplı Kürt ve Zaza aşiretlerinin destek verdiği Hilâfet taraftarı olan Şeyh Said İsyanı tarihteki yerini almıştır. Ayaklanmanın bastırılması için hükümete geniş yetkiler veren kanun aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?

Cevap: Takrir-i Sükûn Kanunu


Soru: Kurtuluş Savaşı sırasında ayaklanma çıkaran ve yağmaya girişenleri, asker kaçaklarını ve bağımsızlık hareketini engelleme amacıyla propaganda yapanları yargılamak için, 18 Eylül 1920 tarihinde çıkarılan kanunla kurulan istiklal mahkemelerinden, 1923 ile 1927 yılları arasında etkin olan kaçıncı dönem istiklal mahkemeleridir?

Cevap: Üçüncü dönem istiklal mahkemeleridir


Soru: (Huzurun Sağlanması Yasası) olan ve Hükûmete olağanüstü yetkiler veren Takrir-i Sükûn Kanunu, yayımlanma tarihinden itibaren kaç yıl süreyle yürürlükte kalacaktır?

Cevap: İki yıl süreyle yürürlükte kalacaktır


Soru: Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’ya 14 Haziran 1926 tarihinde, İzmir’de yapılması planlanan suikast girişimi, aralarında eski bakanlar, milletvekilleri ve başkalarının bulunduğu bir grup tarafından planlanmış, sonrasında, İzmir İstiklal Mahkemesi geniş kapsamlı bir tutuklamaya yönelmiştir. Yargılama sonucu hangi partinin milletvekilleri tutuklanmıştır?

Cevap: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası milletvekilleri


Soru: Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet döneminde kurulan ve çok partili siyasal yaşama geçiş yolunda ikinci deneme olan siyasi partidir. 17 Kasım 1930 tarihinde kapatılan Serbest Cumhuriyet Fırkasının temel ilkeleri kaç maddedir?

Cevap: Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın proğramı 11 maddeden oluşmuştur


Soru: 7 Aralık 1930 tarihinde, müritleriyle beraber Menemen de Mustafa Fehmi Kubilay’ın şehit edilmesinde başrol oynamış olan Giritli Derviş Mehmet, hangi ilimizden Menemene gelmiştir?

Cevap: Manisa


Soru: Cumhuriyet Halk Fırkasının düzenlediği kaçıncı kurultayda parti adı, Cumhuriyet Halk Partisi halini almıştır?

Cevap: Dördüncü kurultayda


Soru: Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanlığı döneminde Cumhuriyet Halk Partisi, üç kurultay düzenlemiştir. 15-23 Ekim 1927 tarihleri arasında düzenlenen ikinci kurultayın önemi nedir?

Cevap: Mustafa Kemal Paşa’nın 1919-1927 yılları arasını anlatan Nutuk eserini okumasıdır


Soru: 23 Nisan, Çocuk Bayramı olarak ilk defa kaç yılında kutlanmaya başlanmıştır?

Cevap: 1929 yılında


Soru: Kadınlar ilk kez hangi seçimlerde ve kaç yılında oy kullanmışlardır?

Cevap: 1930 yılında yapılan yerel seçimlerde


Soru: Millî Mücadele’nin başladığı tarih olarak kabul edilen 19 Mayıs 1919 tarihi kaç yılında “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak ilan edilmiştir?

Cevap: 20 Haziran 1938 tarihinde


Soru: 1930’lu yılların sonlarına doğru toprak ağalığı rejiminin son bulması ve toprak reformu konusunda Türkiye’nin gündemi yoğunlaşırken, aralıklarla da olsa feodal bağlardan dolayı isyanlar olmuştur. Koçgiri isyanı hangi bölgeler civarında kaç yılında olmuştur

Cevap: 1921 yılında, Elazığ-Erzincan-Sivas civarında


Soru: Atatürk ile İnönü arasında uzun yıllar birlikte çalışmaktan kaynaklanan çeşitli fikir ayrılıkları ve tartışmalar yaşanmıştır. Anlaşmazlıklardan birisi Hatay sorunudur. Hatay’ı ana vatana katmak için gerekirse askerî harekât ile her türlü yola başvurma kararında olan Atatürk’e rağmen, İnönünün görüşü nedir?

Cevap: Fransa ile ilişkilerin bozulmamasıdır


Ünite 8

1923-1932 Yılları Arasındaki Türk Dış Politikası

Soru: Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Lozan Barış Anlaşması’nın önemi nedir?

Cevap: Dünya Savaşı’nın galipleriyle eşit şartlarda imzalanmış bir antlaşma olan Lozan Antlaşması, Türklerin imha planı sayılan Sevr Antlaşması’nı geçersiz kılarak yeni ve tam bağımsız Türk devletinin varlığının dünyaca tanınmasını sağlamıştır.


Soru: Lozan Barış görüşmeleri sırasında İngiltere ve Türkiye arasındaki en önemli anlaşmazlık konusu Musul meselesi olmuştur. Burada Musul olarak ifade edilen yer neresidir ve Lozan Barış Antlaşması’nda Musul meselesi hakkında alınan karar nedir?

Cevap: Bu görüşmelerde Musul olarak ifade edilen yer; Musul, Kerkük ve Süleymaniye Sancaklarından oluşan Musul Vilayetidir. Lozan Barış Antlaşması’nda, Musul meselesiyle ilgili olarak Türkiye ile Irak arasındaki sınırın dokuz ay içerisinde Türkiye ile İngiltere arasında barışçı yollarla saptanması öngörülmüş, belirlenen zaman içinde iki devlet arasında bir anlaşma sağlanamazsa, meselenin Milletler Cemiyetine götürülmesi kararlaştırılmıştır.


Soru: Konuyu ikili görüşmelerle çözüme kavuşturmamakta ısrar eden İngiltere’nin baskıları sonunda karara bağlanmak üzere Milletler Cemiyeti’ne havale edilen Musul meselesinde, bir oldubitti ile geçici olarak kabul edilmiş olan Brüksel Hattı’nın güneyinde kalan toprakların Türkiye’nin itirazlarına rağmen İngiltere’nin mandater sıfatıyla temsil ettiği Irak’a bağlanmasındaki başlıca nedenler nelerdir?

Cevap: İngiltere’nin etkin olduğu Milletler Meclisi’ne Türkiye bu dönemde henüz üye değildir ve dış politikada yalnızdır. Bu yüzden, Musul’da bir halk oylaması yapılması, Musul’un geleceği ile kararı burada yaşayan halkın vermesi yolundaki görüşü Milletler Meclisi’nde kabul görmemiştir. Ayrıca, zaten uzun ve yıpratıcı bir savaştan çıkmış olan Türkiye’nin tam da bu süreçte memleket sınırları içinde baş gösteren Nasturi ve Şeyh Sait İsyanlarıyla uğraşması İngiltere’ye karşı mücadele gücünü zayıflatmıştır.


Soru: Brüksel Hattı’nın güneyindeki toprakların Milletler Cemiyeti Meclisi kararıyla Irak’a bağlanmasından sonra, İngiltere’nin mandater olarak katıldığı ve Türkiye ile Irak arasında imzalanan Sınır ve İyi Komşuluk Antlaşması’nın Türkiye açısından sonuçları nelerdir?

Cevap: Antlaşmaya göre; Musul, Irak’ta dolayısıyla İngiltere’de kalmıştır. Türkiye’nin kazancı ise, petrol gelirlerinden pay almak olmuştur. Türkiye, antlaşma yürürlüğe girdikten sonra 25 yıl süreyle Irak petrol gelirlerinin %10’unu almıştır.


Soru: 1923-1932 yılları arasındaki dönemde Türkiye ile Fransa arasında yaşanan başlıca sorunlar nelerdir?

Cevap: Lozan’da çözümlenemeyen Türkiye-Suriye sınırının belirlenmesi yani İskenderun Sancağı (Hatay) meselesi, Osmanlı’dan kalan borçların ödenmesi, Türkiye’deki Fransız misyoner okullarının durumu, Bozkurt-Lotus davası ve Adana-Mersin demir yolunun millîleştirilmesi sırasında yaşananlar başlıca sorunlardır.


Soru: 1923-1932 arasındaki dönemde Türkiye’nin İtalya’ya karşı güvensizlik duymasına neden olan başlıca gelişmeler nelerdir?

Cevap: 1922 yılında iktidara gelen Mussolini’nin “Büyük İtalya”, “Bizim Deniz”, “Akdeniz” gibi kavramlar ile Türkiye’nin topraklarını da hedefleyen sömürgeci ve saldırgan bir politika izlemeye başlaması; Fransa gibi İtalya’nın da Musul meselesinde İngiltere’yi destekleyerek Türkiye’yi dolaylı yollardan tehdit etmesi; 1930’lardan sonra İtalya’nın sömürge siyasetine, genişleme ve yayılma amaçlı bir Doğu Akdeniz politikası geri dönmesi Türkiye’nin İtalya’ya karşı güvensizlik duymasına yol açmıştır.


Soru: Türk İstiklal Savaşı sırasında Moskova Antlaşması’yla başlayan Türk-Sovyet ittifakının Lozan Barış Antlaşmasından sonra gelişerek sürmesindeki başlıca etken nedir?

Cevap: Lozan sonrasında Türkiye’yi en çok uğraştıran ve zorlayan Musul meselesi sırasında İngiltere’nin ve Milletler Cemiyetinin tutumu, Türkiye’yi Sovyet Rusya’ya daha da yaklaştırmıştır.


Soru: 1923-1932 yılları arasında gelişen arasındaki siyasi ve ekonomik yakınlaşmaya karşın Türkiye ile Sovyet Rusya arasındaki görüş farklılıklarının ortaya çıktığı başlıca konular nelerdir?

Cevap: Stalin’in rejim ihraç etme düşüncesine sıcak bakmayan Türkiye’nin komünizmden bağımsız bir dış politika geliştirmesi; Lozan sonrasında Osmanlı’dan kalan borçları ödemeyi kabul etmesi; Milletler Cemiyetine üye olmak için girişimlerde bulunması; İngiltere, Fransa ve Yunanistan ile olan sorunlarını çözerek Batılı devletler ile ilişkilerini geliştirmesi iki ülke arasındaki başlıca görüş farklılıklarıdır.


Soru: Türkiye ve Yunanistan arasında “etabli (yerleşmiş) anlaşmazlığı”na konu olan nüfus kimlerden oluşuyordu ve bu anlaşmazlık nedeniyle Türk-Yunan ilişkilerinde yaşanan gerginliği daha da artıran gelişme ne olmuştur?

Cevap: Türkiye’de kalan “Rumlar” ile Yunanistan’da kalan Müslüman-Türk azınlığın mübadelesi (değişimi) dışında kalacak olan nüfus “etabli” sayılacaktı. Bunlar, 30 Ekim 1918’den önce İstanbul Belediyesi sınırları içerisinde “yerleşmiş” bulunan Rumlarla, Batı Trakya’daki Müslüman-Türklerdir.
İstanbul’da daha çok Rum’un kalması için gayret gösteren Yunanistan’ın bu süreçte Batı Trakya Müslüman-Türklerinin mallarına el koyarak buralara Türkiye’den gelmiş olan Rumları yerleştirmesi, Türkiye’nin de buna karşılık vererek İstanbul’daki Rumların mallarına el koyması iki ülke ilişkilerini daha da gerginleştirmiştir.


Soru: ABD, Lozan Barış Antlaşması’nı onaylamış mıdır?

Cevap: Amerika, Lozan Barış Konferansı’na “gözlemci” olarak katıldığı halde, bütün konferans sırasında hemen her sorunda tartışmalara aktif olarak katılmış, Lord Curzon’un Türk delegasyonu ile anlaşmazlık yaşadığı durumlarda, Rum Patrikhanesi, Ermeni, Boğazlar sorunlarında tamamen İngiltere’yi desteklemiştir. Lozan Barış Konferansı sona erdikten sonra, ABD konferansa gözlemci gönderdiği ve ortaya çıkan antlaşmayı doğrudan imzalama durumunda olmadığı için, ABD heyeti ile Türk heyeti arasında 6 Ağustos 1923’te tarafların Lozan Barış Antlaşması’nı kabul ettiklerini içeren bir “Genel Antlaşma” imzalanmıştır. Ancak Lozan Barış Antlaşması Ermenilerin isteklerine ve kapitülasyonlara geçit vermediğinden, ABD’deki Ermeni lobisi ve Türkiye’deki Osmanlı’dan Cumhuriyet’e eğitim-öğretim çalışmalarını yürüten misyonerlerin büyük bir kamuoyu oluşturması yüzünden, ABD Kongresi antlaşmanın onayı için gerekli üçte iki (2/3) çoğunluğu sağlayamamış, imzalanan antlaşma reddedilmiştir. Bu nedenle, ABD’nin Lozan Barış Antlaşması’nı hâlen resmen tanımadığı söylenebilir.


Soru: 6 Ekim 1926’da Kayseri’de uçak üretimine başlanmasıyla Türkiye, Atatürk Dönemi’nde uçak üreten bir ülke durumuna ulaşmıştır. Bu süreçte Almanya’nın rolü ne olmuştur?

Cevap: Versay Antlaşması gereği Almanya ülkesinde silah, savaş araç gereci üretemediğinden, silahlanmayla ilgili araştırma ve teknolojik çalışmaları ülke dışında yapmak istemiştir. Bu yüzden, bu dönemde Türk-Alman ekonomik, ticari ve askerî alandaki ilişkiler hız kazanmıştır. Bu kapsamda; 1925’te Kayseri’de bir uçak fabrikasının kurulması konusunda önce Alman Junkers firmasıyla bir anlaşma imzalanmış, firma mali güçlük içinde olduğundan Almanya projeye destek vermiş ve bu projeyi Türk-Alman ortaklığı olan “Teyyare ve Motor Türk Anonim Şirketi (TOMTAŞTOMTASCH)” üstlenmiştir. Fabrikanın yapımı 1 yıl sürmüş ve 6 Ekim 1926’da Kayseri’de uçak üretimine başlanmıştır.


1932-1938 Yılları Arasında Türk Dış Politikası

Soru: 2. Dünya Savaşı öncesinde Türkiye’nin mevcut durumu korumaya çalışan statükocu yani antirevizyonist devletler yanında yer alması nasıl açıklanabilir?

Cevap: 1. Dünya Savaşı sonrasında imzalanmış olan antlaşmalar ile kurulmuş olan mevcut durumu korumaya çalışan galip yani antirevizyonist devletlere karşı tarafta, mevcut durumu değiştirmek isteyen Almanya, Japonya ve galip devlet olmasına rağmen umduğunu bulamayan İtalya’dan oluşan revizyonist devletler yer almıştır. Söz konusu dönemde, mevcut durumu değiştirmek isteyen grup sürekli olarak saldırgan bir dış politika izlerken statükonun korunmasını isteyen devletlerden oluşan grup yatıştırma ve ödün verme politikası takip etmiştir. Bu gelişme karşısında Türkiye, pek çok güçlükle elde etmiş olduğu kazanımları korumak istediği, dünyada barışın korunmasını hedef alan bir dış politika anlayışını benimsemiş olduğu ve kuvvetli müttefiki olan Sovyet Rusya’nın da bu gruba yüzünü dönmesi nedeniyle, statükocu yani değişim istemeyen gruba yönelmiştir. Bu yöneliş belli bir süre sonra Türkiye’yi Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvâm) üyeliğine götürecektir.


Soru: Mondros Mütarekesi’nden sonra işgal edilmiş olan İskenderun Sancağı’nın (Hatay), Hatay ili olarak Türkiye’ye katılması için 19 yıl süren mücadele hangi aşamalardan geçerek kazanılmıştır?

Cevap: - Millî Mücadele devam ederken Fransa ile 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Antlaşması ile İskenderun Sancağı (Hatay), Fransa’nın mandası altındaki Suriye’ye bırakılmış, fakat bu sancağa özel bir statü verilmiş, buradaki Türklerin hakları korunmuştur. Ancak, Türkiye bu topraklardan hiçbir zaman vazgeçmemiştir.
- Türkiye ile Fransa arasındaki Lozan’dan arta kalan sorunlar, 1933 yılına gelindiğinde çözüme kavuşturulmuş, göreceli bir yakınlaşma kurulmuştur.
- Fransa, Suriye ve Lübnan üzerindeki mandaterliğini 1936 yılında kaldırınca İskenderun Sancağı (Hatay) dâhil, bütün haklarını ve yetkilerini Suriye hükûmetine devretmiştir.
-Atatürk’ün Hatay’a bağımsızlık verilmesini isteyen ısrarlı ve akılcı politikası sonucunda, Milletler Cemiyeti’nde 29 Mayıs 1937’de kabul edilen yeni anayasayla İskenderun Sancağına ayrı bir statü verilmiştir.
- Hatay’ın yeni statüsünün hemen uygulanmasını istemiş, Fransa’nın bazı güçlükler çıkarması üzerine ilişkiler kopma noktasına gelmiş, Türkiye sınıra asker yığmıştır. Hatta Atatürk, Fransız büyükelçisine “Hatay benim şahsi davamdır. Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz.” diyerek kararlılığını göstermiştir.
- Fransa ve Türkiye gözetiminde yapılan seçimler sonucunda Ağustos 1938’de seçimler yapılmış, Türk milletvekillerinin çoğunluğu sağladığı Sancak Meclisi’nin kararıyla 2 Eylül 1938’te Hatay Cumhuriyeti kurulmuştur.
- Hatay Millet Meclisi 23 Haziran 1939’da yapmış olduğu toplantıda Türkiye’ye katılma kararı almış, Hatay Devleti’ne son verilmiştir.
- Türkiye de 7 Temmuz 1939’da “Hatay ilini” kurarak bağlanma işlemini tamamlamış, 23 Temmuz 1939’da yapılan tören ile Hatay Türkiye’ye katılmıştır. (s. 276)


Soru: 1934 yılına gelindiğinde Türkiye-Sovyet Rusya arasındaki iyi ilişkilerin üst düzeye çıktığının en önemli göstergeleri nelerdir?

Cevap: Sovyet Rusya Türkiye’nin ekonomik kalkınması için para, teknoloji ve uzman yardımında bulunmuş, bu bağlamda; 1934’te Kayseri’de, 1937’de Nazilli’de dokuma fabrikaları açılmış, Türkiye’nin sanayileşmesinin temelini oluşturan ve ekonomik kalkınmasında büyük bir paya sahip olan I. Beş Yıllık Plan, Rusya’dan gelen uzmanlar tarafından hazırlanmıştır.


Soru: 9 Şubat 1934’te Balkan Antantı hangi ülkeler arasında ve nasıl bir süreç sonunda imzalanmıştır?

Cevap: Balkan Antantı Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya arasında imzalanmıştır.
1930 yılına gelindiğinde Türkiye-Yunanistan yakınlaşmasının gerçekleşmesi üzerine, Türkiye, Yugoslavya, Yunanistan, Romanya, Arnavutluk ve Bulgaristan’ın katılımıyla Atina’da 5 Ekim 1930’da Birinci Balkan Konferansı toplanmıştır. Sırasıyla, 20-26 Ekim 1931’de İstanbul’da, 23-26 Ekim 1932’de Bükreş’te, 5-11 Kasım 1933’te Selanik’te Balkan Konferansları düzenlenmiştir. Bu konferanslarda, Balkan ülkeleri arasında çeşitli alanlarda iş birliği yapılması kararlaştırılmıştır. Fakat özellikle Arnavutluk ve Bulgaristan’ın dolaylı olarak Balkanların statüsünün değiştirilmesini istemesi nedeniyle siyasi birlik kurulamamıştır. Bu süreçte Türkiye sırasıyla Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya ile dostluk antlaşmaları imzalamıştır. Böylece, Türkiye’nin yapmış olduğu bu antlaşmalarla, aslında dört Balkan devleti aralarında dolaylı olarak anlaşmışlardır. Bu nedenle, bu ikili antlaşmalar Balkan Antantı’nın temelini oluşturmuştur. Fakat bütün ısrarlara rağmen, Bulgaristan bu ittifak sisteminin dışında kalmak istemiştir.


Soru: Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanmasının Türkiye açısından önemi nedir ve hangi süreçte gerçekleşmiştir?

Cevap: Lozan’da Türkiye ile I. Dünya Savaşı’nın galipleri arasında imzalanan Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’nin Boğazlar üzerinde tam olarak egemenliğini, İstanbul’un, Boğazların, Marmara Denizi’nin güvenliğini sağlamıyordu. Antirevizyonist cephe ülkelerinin dünya barışını tehlikeye sokacak girişimlerinin yaşandığı bir dönemde, Türkiye bu ortamı doğru değerlendirmiş, 11 Nisan 1936’da Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ne taraf olan ülkelere bir nota vererek Boğazların silahtan arındırılması ve uluslararası komisyonun kurulmasını öngören Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesini istemiştir. Bu istek, İtalya dışındaki bütün taraf ülkeler tarafından olumlu karşılanmış, Türkiye, İngiltere, Fransa, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Sovyet Rusya, Japonya, Romanya ve Yugoslavya temsilcileri 22 Haziran 1936’da İsviçre’nin Montreux şehrinde bir araya gelmişlerdir. Türkiye konferansta on üç maddeden oluşan tezini açıklamış, Boğazlar üzerinde tam egemenlik istemiştir.
Montreux Boğazlar Sözleşmesi’yle Türkiye Lozan’da kabul etmek zorunda kaldığı kısıtlamalardan kurtulmuş, kendi gücüne dayanarak Boğazlarda kendi savunmasını yapabilme hakkını elde etmiş, bu yüzden Boğazlarda tam egemenliğini sağlamıştır.


Soru: Türkiye, İran ve Irak’ın bölgesel iş birliğine giderek daha sonra Afganistan’ın da katılımıyla 8 Temmuz 1937’de Tahran’da “Sâdâbât Paktı” olarak anılan Saldırmazlık Antlaşması’nı imzalamalarının en önemli sebebi ve antlaşma konuları nelerdir?

Cevap: Dünyadaki gerginlik ve İtalya’nın saldırgan dış politikası nedeniyle, Orta Doğu’daki tehlikelere karşı bölgede barışı, dengeyi ve istikrarı korumak için bir güvenlik sistemi kurmak ihtiyacı duyulmuştur. Bu nedenle, Türkiye, İran ve Irak arasında 2 Ekim 1935’te Cenevre’de üçlü bir antlaşma parafa edilmiş, Kasım 1935’te Afganistan da bu antlaşmaya katılmıştır. Türkiye’nin öncülüğünde yapılan bu çalışmalar, İran-Irak anlaşmazlığı, Türkiye-İran arasındaki bazı sorunlar yüzünden hemen sonuç vermemiş, engeller ortadan kalktıktan sonra, Türkiye, İran, Irak ve Afganistan 8 Temmuz 1937’de Tahran’da Sâdâbât Sarayı’nda bir araya gelmişler, “Sâdâbaât Paktı” adını alacak olan Saldırmazlık Antlaşması’nı imzalamışlardır. 25 Haziran 1938’de yürürlüğe giren beş yıl süreli Saldırmazlık Antlaşması’yla taraflar; dostluk ilişkilerini devam ettirme, birbirlerine karşı saldırmama ve birbirlerinin iç işlerine karışmama, Kellog-Briand Paktı’na uyma konusunda söz vermişlerdir.


Atatürk Dönemi’nde (1923-1938) Dünya ve Türkiye

Soru: Atatürk, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ifadesini ilk kez hangi bağlamda kullanmıştır?

Cevap: Atatürk, bu özdeyişi 1931’de, seçim dolayısıyla Türk milletine yönelik yayımlamış olduğu beyannamede kullanmıştır. Bir asker olarak savaşın ne demek olduğunu çok iyi bilen Atatürk, kendisinin harpçi olamayacağını, harbin en acıklı hâllerini herkesten daha iyi bildiğini dile getirerek, savaşı milletlerin hayatı tehlikeye girdiğinde “en son çare” olarak görmüştür.


Soru: Milletler Cemiyeti’nin (Cemiyet-i Akvâm) kuruluş amaçları nedir?

Cevap: 1. Dünya Savaşı’nda yenen ve yenilen devletler arasında antlaşmalar yapmak, yeni bir dünya düzeni oluşturmak üzere toplanan Paris Konferansı’nda 28 Nisan 1919’da kurulanMilletler Cemiyeti’nin kuruluş amaçları; uluslararası iş birliğini geliştirmek, barış ve güveni sağlamak, yeniden savaşların çıkmasını önlemek, sorunları diplomasi yöntemiyle çözmek, gizlilikten uzak adaletli ve onurlu bir uluslararası politika sürdürmektir.


Soru: Almanya’nın Milletler Cemiyeti’ne üye olması hangi koşullarda gerçekleşebilmiştir?

Cevap: 1925’te Fransa, İngiltere, İtalya, Polonya, Çekoslovakya ve Belçika ile Locarno Antlaşması’nı imzalayarak Fransa ve Belçika sınırlarının kesin ve sürekli olduğunu kabul eden Almanya, bu şekilde uluslararası iş birliğine yeniden girmiştir. Sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesine bir örnek teşkil eden bu anlaşma, Almanya’nın Milletler Cemiyeti’ne üye olmasının yolunu açmıştır


Soru: ABD ve Fransa Dışişleri Bakanlarının öncülüğünde Paris’te 27 Ağustos 1928’de imzalanan, aynı yıl Türkiye’nin de katıldığı ve ülkelerin topraklarına yönelik saldırılara karşı yapacakları savunma savaşı dışındaki savaşları kanun dışı sayan antlaşmanın adı nedir ve hangi koşullarda imzalanmıştır?

Cevap: Söz konusu antlaşma Kellogg-Briand Paktı’dır. Locarno Antlaşması’na rağmen, Almanya’dan çekinen Fransa’nın, ABD ile karşılıklı ilişkilerinde savaşa başvurulmaması ilkesine dayalı bir barış paktı yapmayı istemesi ile ortaya çıkmıştır. ABD ise, bu ikili antlaşmanın yerine, bütün büyük devletlerin muhtemel bir savaşı lanetleme paktı imzalamalarını önermiştir. Öneri Almanya, İngiltere, İtalya, Japonya, Belçika, Polonya, Fransa, Çekoslovakya tarafından kabul edilmiştir. Pakt, ABD Dışişleri Bakanı Frank Kellogg ile Fransız Dışişleri Bakanı Aristite Briand öncülüğünde Paris’te 27 Ağustos 1928’de imzalanmıştır.